Taner Özdeş
satışın 10 altın kuralı yazarı
Satışın 10 Altın Kuralı
İnsan doğuştan satıcı mıdır? Yoksa sonradan satıcı olunabilinir mi? Bu soruların cevapları herzaman tartışılsada net bir cevaba veya yüzde yüz kanıtlanmış bir sonuca henüz varılamamıştır.


Son Eklenen Makaleler

30 yıllık Aşkıma
27.12.2015 sevgili eşim Neylan ile 30. evlilik yıldönümüz

Doğum günüm
Bugün benim Doğum günüm

Kozmik enerji ile tanışmam
Kozmik Enerji, bütünsel yaklaşımla hem korunma, hem temizlenme hem de şifa sağlayan en etkili tamamlayıcı tıp yöntemidir.


Son Eklenen Haberler
  • 11.01.2017
    Bundan sonra beni www.tanerozdes.com.tr takip edebilirsiniz. www.tanerozdes.com sayfamı açık bırakacağım
  • 15.02.2015
    Bu pazar günü , 15 Şubat, Caddebostan Büyük Klüp'te Yazarlar günü yapılıyor. Ben de Büyük Klüp üyesi yazarı olarak saat 14.00-17.00 de kitaplarımı imzalamak için orada olacağım.
  • 23.11.2014
    Satış konusunda bilgi ve tecrübeye sahip bir Satış yetkilisi, Duygusal Zeka'ya sahip olmadan müşterisin etkileyemez, ikna edemez, uzun vadeli ilişkiler kuramaz.


Natro Hosting

17.11.2013 yorumlar
15
50 yaşinda bir adamin gözüyle
50 yaşinda bir adamin gözüyle
Bu yazımı okuduğunuzda 50 yaşımı bitirmiş olacağım. Halen içinde yaşam enerjisi olan, kocaman bir çocuk ruhu taşıyan, mutlu evliliği, iki tane çok gurur duyduğu oğlu, iş ve sosyal hayatında belli başarıları olan

Bu yazımı okuduğunuzda 50 yaşımı bitirmiş olacağım. Halen içinde yaşam enerjisi olan, kocaman bir çocuk ruhu taşıyan, mutlu evliliği, iki tane çok gurur duyduğu oğlu, iş ve sosyal hayatında belli başarıları olan ve en önemlisi insanların güvenini kazanmış bir adamın kendisi ve yaşamı ile ilgili samimi gözlemlerini bu yazıda bulacaksınız. Yazımı uzun bulabilirsiniz, tavsiyem her satırını okumanız ve düşünmeniz.

Bu yazımı dünyanın diğer ucundan Şili’nin başkenti Santiago'dayken yazdım. O nedenle bazı örnekleri doğaçlama olarak verdim.

Doğaçlama, yaratıcılık, mizah ve pozitif düşünebilme yeteneğim, hayata her zaman istek, tutku, merak ve umutla bakmamı sağlamıştır.

Belli bir yaşa gelince, deneyimim arttıkça dünyanın tek bir köy olduğunu gördüm. İnsanların duygusallığı, korkuları, otomatik önyargı ve tepkileri dünyanın her yerinde temelde aynı. Kaldığımız otelin saunasında otururken, İspanyolca bilmediğim için benimle oturan kişilerle konuşamıyordum. Daha sonra aramıza katılan, görünüşü Asyalı olan kişi ile konuşmaya karar verdim.

Bana göre tanımadığımiz insanlara yaklaşabilmek, sohbet edebilmek özgürlüktür, hatta "fırsat" veya "şans" diye düşünürüm . İnsan tanımak, geniş bir sosyal ağa sahip olmak, en az bilgi kadar kıymetlidir. “Ne bildiğin değil kimi tanıdığın” iş dünyasının en önemli sözlerinden biridir..

Bu işadam Taiwanli. Brezilya’da doğmuş, Santiago'da çalışıyor. Soramadım; muhtemelen okumak için gelmiş ve kalmış. Şili’de geniş iş imkanı var, Brezilya’da işsizlik yüksek. Nedeni bu olabilir. Dünya global bir köy !

Bu yüzyılda, ailemiz, eşimiz veya işimiz bizi çok farklı yerlerde yaşama tercihi yapmamıza sebep olabilir. Hayatta her şeye hazırlıklı olmalıyız ve sahip olduklarımız için her gün şükretmeliyiz. Sağlıklı olmamız bile, şükretmemiz için yeterli bir sebep.

Kararlarımızı, önceliklerimiz ve isteklerimiz etkiliyor! Kararsızlığımızı ve ertelemelerimizi de endişelerimiz, korkularımız veya başarısızlık korkusu!

İsteyerek veya zorunlu olarak, hayatımızda bir çok karar ve seçimler yapıyoruz. Bunları değiştirme şansımız her zaman var, ama yapmıyoruz veya yapamıyoruz! Sebebi tembellik, korku, alışkanlıklarımız ve güvensizliğimiz ...

Enerjimizi gün boyu en üst seviyede sürdürememek günümüzün en önemli sorunlarından biridir. Enerji insanoğlunun dört kaynağından gelir: beden, duygu, zihin ve ruh. Enerji seviyemizi genişletmek ve gün içinde yenilemek sadece bizim elimizdedir. Dış faktörlere bağlı olarak enerji seviyemiz çıkıp düşebilir, ama içsel gücümüzü yönetebildiğimiz sürece enerji seviyemizi kontrol edebiliriz . Dengeli ve anlamlı yaşam, enerji kaynağının yakıtıdır ..

Hayata bir kere geliyoruz! Yaşam süremiz sınırlı. O zaman neden bu süreyi mutsuz, bitkin, isteksiz , umutsuz olarak yaşayalım ki? Bu bilinçsizce de olsa. O zaman şimdi uyanma zamanı. İstediğiniz yaşamı yaşamak hiç bir zaman geç değildir. Yeter ki bunu yapmak için bir anlamlı bir amacınız olsun..

Buna öncelikle kendinize daha çok zaman ayırarak ve yatırım yaparak başlayabilirsiniz .

Kendinize şu soruları sorarak başlayabilirsiniz:

·     Ben ne istiyorum?

·     Neden istiyorum?

·     Elde ettiğimde hayatımda hangi olumlu ve olumsuz degişiklikler olacak?

Kendinizle gerçekten yüzleşmek isterseniz, kendinize en az beş kere neden sorusunu sormanız lazım!

Bir davranışı alışkanlığa dönüştürmek için 21 güne; bir alışkanlığı değiştirmek için ise 66 güne ihtiyacınız olduğunu biliyor muydunuz?

Kendimizi ne kadar iyi tanıyoruz ?

Kendimizi olduğu gibi kabul edip seviyor muyuz?

Birlikte büyüdüğümüz bir arkadaşımın abisinin fabrikasını tesadüfen bir gün ziyaret ettim. İş hayatında gece-gündüz çalışmış (işkolik de diyebilirsiniz) ve Türkiye'nin en saygın firmaları arasına girmiş, yanında binlerce insan çalışıyor. Aramızda, beş altı yaş fark var. Ancak kendisini uzun süreden sonra gördüğümde şaşırdığımı itiraf etmeliyim; saçları beyazlamış, duruşu kamburlaşmış, yaşından daha yaşlı ve yorgun gözüküyor. Eminim iş enerjisi cok fazladır ve beni görünce hayretle yüzüme baktı ve "Taner, sen hiç değişmemişsin" dedi. Ben de kendisini başarılarından dolayı çok takdir ettiğimi söyledim. İkimiz de hayatımızla ilgili bir seçim yapmıştık. Hangi seçim daha başarılı, bence göreceli.

Santiago’dan dönüşte uçakta yanımda oturan işadamı benimle konuşmaya başladı. İnsanları dış görünüşlerine göre değerlendirme huyumu, 50 yaşımda olmama rağmen halen istediğim oranda kıramadım. Hızlı konuşma, patavatsızlık, sabırsızlık, dinleme, duyarlı olma alanlarında geçmis 30 yılda ne kadar başarılı oldum? Gerçekten bilimsel olarak bu oranı bilmek cok isterdim.

Bana göre yüzde elli ilerleme kaydettim. Eşime göre yüzde yirmi. Dinleme konusunda ise profesyönel koçluk yapmaya başladıktan sonra büyük yol katettim (eşim de bunu kabul ediyor laugh) Daha fazla değişemememin veya değişmek istemememin arkasında egom ve korkularım olabilir.

Bu yeni tanıştığım işadamı Arjantinli. 65 yaşında, karısını 10 sene önce kaybetmiş, bir süre sonra üç çocuklu başka bir kadınla tekrar evlenmiş. 50 senedir tekstil işinde. Bir kızı San Francisco’da doktor, diğer kızı Miami'de başaılı bir müteahhit ile evlenmiş. 3 torunu var. Yeni eşinin çocuklarından biri de yanında çalışıyor.

Kendisine çalışmayı bırakırsanız ne olur dedim diye sordum. Ölürüm, dedi. Kısacası çalışmak için yaşıyoruz veya çalışmadan yaşayamıyoruz.“İşiniz oyuncağınız olmuş” dedim. "Evet, işim bir çok insanla tanışmamı sağlıyor; bana sosyallik ve yeni dostluklar kazandırıyor" diye devam etti.

Kendime sordum: Ne kadar daha çalışmak zorundayım veya çalışmak zorunda mıyım? Bu işadamının paraya ihtiyacı yoktu. Ancak, iş ve çocukları/torunları dışında hayatı ve hobileri yoktu. En azından ben böyle hissettim. Bu konuda ben çok şanslıyım; bir çok hobim var. Hayatta en sevdiğim şey; öğretmek ve yazmak. Bu hobilerimi işe dönüştürebilirim. Maddi anlamda ise kendimi hiç bir zaman tam güvende hissetmedim. Neden?

Para nedir? Ne işe yarar? Az tüketerek daha mı az paraya ihtiyaç duyarız? Bu soruları kendime sorarım, ancak tatminkar bir cevap alamam.

Kendi işimi kurmak konusunda bir kaç girişimim oldu, ama hazır değildim. Bilinçaltıma ve korkularıma yenik düştüm. Profesyönel hayatımda ise sıfırdan üç şirketi başarılı bir seviyeye getirdim. Tekrar kendi başıma iş yapmak istermiyim ?

Bu konuda babamın yaşamış olduğu kötü deneyimlerin de etkisi olmuş olabilir..

 

Yaşamak nedir?

“Anlamsız ve amaçsız bir hayatta bir insan ne kadar mutlu ve tatminkar yaşayabilir?

 

İshak Alaton’nın “Lüzumsuz Adam” kitabındaki şu sözleri beni çok etkiledi:

“Hayata gelmekten, yaşamaktan maksat, üzerinde zaman geçmesi ve senin bir şeylerle uğraşırken yaşlanıp ölmen değil. Yaşamaktan maksat var olmak, varlığının farkında olmak.”

İnsanın daha geç yaşta ölmesi, doğal olarak daha uzun yıllar çalışma mecburiyetini getiriyor. Sağlık sorunlarını daha uzun süre finans edebilmek gerekiyor.

Çağımızın bir numaralı sorunu/ hastalığı: "STRES"

Diğer yandan zaman hızla akıp gidiyor! Zamanınıza ne kadar değer veriyorsunuz? Zaman mı yoksa para mı sizin için daha değerli?

Halbuki kişi genç yaşta kendisine, "Ben ne istiyorum sorusunu defalarca sorsa, ileriki yaşlarda pişmanlık yaşamadan yeni seçimler yapabilir..

İnsanın hayatında, farkındalık arttıkça amaç, hedef yaşamda anlam daha önemli hale geliyor. Bu konuda düşünen ve cesur adım atan kişi sayısının toplam nüfusa yüzdesi sizce nedir? Yüzde bir iki benim görüşüm.

Fakirlik ve işsizlik artarken, sağlık problemleri ve mutsuzluk az gelişmiş ve gelişmekte ülkelerde hızla artıyor. Gelişmiş ülkelerde ise yaşlılık, depresyon ve obezite önemli sorun halini almış durumda.

Teknoloji, mobil cihazlar, İnternet, emailler ve sosyal medya iletişimin, sosyalleşmenin şeklini değiştirdi! Her şeyi daha çok yapıyoruz, daha çok tüketiyoruz. Daha mutlu, huzurlu, sağlıklı ve refah içinde miyiz?

Zamanınızı ne kadar başarılı yönetiyorsunuz?

İş-özel-aile-kişisel zamanınızı ne kadar dengeli yönetebiliyorsunuz ? Sevmeye, paylaşmaya, kaliteli zaman geçirmeye, uyumaya , dinlenmeye, değer yaratmaya ne kadar zaman ayırabiliyorsunuz?

Zaman kısıtlı bir kaynaktır. Fakat kişisel enerji basit ritueller geliştirerek -insanların en iyi yaptığı ve en fazla zevk aldığı etkinliklere daha fazla zaman ayırması vb.- yenilenebilir.

Günümüzde enerji zamandan önemlidir!

Liderlik, her yerde daha önemli bir yetenek haline geliyor. Etik olmak da!

Topluma malolmuş bir kişi iseniz artık her şey daha şeffaf. Etik değerler, parasal başarının yanında- hem bireysel hem de kurumsal anlamda- sizi takip edenler, çalışanlarınız ve müşterileriniz tarafından sorgulanıyor.

Eger yaşınız 25-35 arasında ise veya başarılı bir kariyer yapmak istiyorsanız, size şu soruları sormak isterim:

·     Web sayfanız veya bloğunuz var mı?

·     Facebook ve Twitter sayfanız?

·     Linkedin , youtube, instagram ve foursquare'de  var mısınız?

·     Kaç dil biliyorsunuz? Kaç ülke gezdiniz?

·     Spor faaliyetlerinde ne kadar aktifsiniz?

·     Hangi klüp ve derneklere üyesiniz?

·     Hangi sosyal sorumluluk projelerinde aktif görev alıyorsunuz?

·     Sizi sosyal medyada kaç kişi takip ediyor?

Güney Amerika seyahatimde, Miami'de okurken İspanyolca öğrenmediğim için kendime kızdım. MBA yapma konusunda da isteksiz davranmıştım. Bunun altında o zamanlar sahip olduklarımın bana fazlası ile yeteceğini düşünmem yatmakta. Şimdiki aklımla her iki konuda da adım atmış olmam gerektiğini görebiliyorum. Dünya ve iş dünyası hayal edemeyeceğimiz hızda ilerliyor ve bu değişime kişinin zihinsel, fiziksel, duygusal ve ruhsal uyum sağlaması gerekmekte.

Yeni nesile bakınca, onlarda da aşırı özgüven, bireysellik, egoizm, gününü yaşama, sorumluluk konusunda isteksizlik, vermeden almak, sadakatsizlik, sebatkarsızlık ve teknolojik anti-sosyallik görüyorum.

Yaşınız 18-25 arasında ise yazdıklarımı okumanızı tavsiye ederim. İleride neden mutlu ve başarılı olamıyorum dememek için, hemen şimdi hayatınızda bir amaç /hedef edinin ve yaşamda bir anlam bulabileceğinizi asla unutmayın.

Amaç ve anlam kişiden kişiye değişir. Önemli olan sizin kendinizin bulmasıdır. Önce kendinizi tanıyarak işe başlayın..Kendinizle ilgili sorumluluk alarak gereken davranış ve alışkanlıklarınızı değiştirmek ve zamanınızı daha verimli ve dengeli planlamak suretiyle anlamlı ve enerjik bir hayat sürdürebilirsiniz.

Hepimizin bir insan olarak kendimize sormamız gereken en önemli soru şu ; Ne değer yaratıyoruz? Kendimize, ailemize, ülkemize, yaşadığımız dünyaya ne katıyoruz?

2006 da yazdığım "Satışın 10 Altın Kuralı" kitabim 2013’de daha çok satıyorsa, bunun nedeni yazdığım kitabın satış kitabından çok bir hayat kılavuzu olmasıdır. Bugüne kadar ayrıca iki kitaba katkıda bulundum. Yazarak ve eğiterek hayatıma anlam ve amaç kattığımı düşünüyorum..

tanerozdes.com sayfamda , 300’ün üzerinde makale yazdım. Uzmantv.com ve Cevaptv.com sitelerinde satış, duygusal zeka, pazarlama konularında gönüllü röportajlar verdim. Yüzbinin üzerinde kişiye eğitim verdim, sosyal medyada her gün tecrübe, bilgi ve düşüncelerimi insanlar ile paylaşıyorum..

Neden bu kadar kendimi yoruyorum ? (sanki , annem ve eşim konuşuyor !)

Çünkü yaşam amacım ve sevdiğim şey bu .

Benim için en büyük zevk paylaşmak; yazarak, eğiterek, koçluk yaparak, konuşarak, üniversitelerde ögrencilere tecrübelerimi aktararak yapıyorum .

Kuçükken yüzmeye meraklıydım. Bu sene Master’larda yarışmaya karar verdim;

"Kıtalararasi Boğaziçi Uluslararası yüzme yarışında 6.5 km’yi 52 dakikada yüzerek, kendi yaş gurubumda 12. tüm yaş ve klasmanlarda 299. oldum.

Bu bile benim için büyük bir mutluluktu. Hayatıma anlam kattı. Bu başarıyı elde etmek icin özel beslendim, Pilates'e başladım, 6 ayda 300 km özel hoca ile antreman yaptım.

Hayatta mutluluğum ve başarılı olmak için dört felsefe belirledim;

·     Her zaman hedeflerin olsun (buna amaç da diyebiliriz)

·     Her konuda kendinden % 100, başkalarından 0 beklentin olsun.

·     Elinden gelenin hep en iyisini yapmaya calış, gerisini evrene bırak

·     Hayatta başarısızlık yoktur, sonuçlar vardır. İstediğin sonuçlar için daha çok çaba göster, başarı eninde sonunda gelecektir..

50 yaşında insan nelere farklı bakıyor?

Öncelikle, kalan gün sayısı azalıyor . Ancak insan hayat standartını korumak için, yine de çalismak , para biriktirmek, sağlığına yatırım yapmak zorunda. Bu konuda daha rahat olmayı isterdim.. –

İşimi çok sevmeme rağmen, eğitim ve koçluğu birlikte yapsam da ve her gün işe 9-6 gitme fikri artık hoşuma gitmiyor. 

İnsanları sever ve güvenir misin?

Cevabım 50 senelik yaşamımda hiç degişmedi:“EVET”

Bana göre mutluluğun sırrı ne derseniz?

Hiç düşünmeden; kimseden bir şey beklememek derim ve her konuda sadece kendimizi yüzde yüz sorumlu tutabilmek, gerekirse uyum sağlayabilmek için kendimizi değiştirmek. 

İnsan hayatta mutlu, enerjik, huzurlu olmak istiyorsa önce kendini tanımalı, güçlü ve zayıf noktalarını keşfetmeli,kendini olduğu gibi kabullenerek kendini koşulsuz sevmeli..

“Sevmek” kelimesi çok anlaşılmaz veya bir çok farklı şekilde kullanılır: çocuğunu sevmek,işini sevmek, eşini sevmek ,kendini sevmek, insanları sevmek, ülkeni sevmek

Hepsinde sevmek kelimesi var, sevmek sizin için ne anlam ifade ediyor?

Aynı sekilde değer vermek?

Değer vermek sizin için ne ifade eder ?

Ben kendimi seviyorum veya ben kendime değer veriyorum dediğinizde, bu sizin için ne anlama geliyor?

Aşağidaki sorulara samimice "evet" veya " hayir" diye cevap verin:

·     Kendime yeteri kadar zaman ayirabiliyorum.

·     Haftada 3-4 gün Spor/Egsersiz yapıyorum.

·     Beslenmeme ve uykuma özen gösteriyorum.

·     Yeterince dinleniyorum.

·     Hobilerime yeterince zaman ayırıyorum.

·     Kendime yatırım yapıyorum (kariyer, dil, seyahat, kurslar vb)

·     Sevdiğim bir işte çalışıyorum

·     Sevdiğim insanlarla zaman geçiriyorum.

·     Sevdiğim bir evde oturuyorum.

·     Sevdiğim bir eşim/sevgilim var.

·     Sevdigim bir ülkede veya şehirde yaşıyorum.

·     Annem ve babam dışında güvendiğim bir çok kişi var.

·     Birçok kişi ile (aile hariç) sırlarımı paylaşabiliyorum.

Kaçına “Evet” cevabını dürüstçe verdiniz?

Bu soruları yakın arkadaşlarıma sorduğumda, bana şunu söylediler:

Ufak şeylerden daha fazla zevk almak, daha esnek ve daha az takıntılı olmak, daha fit ve enerjik gözükmek..

Kısaca , bunların hepsini gerçekleştirmek kişinin elinde .

Elinizdekileri değerini ne kadar biliyorsunuz?

1-10 arasında ne kadar mutlusunuz?

Mutlulukta 10 olmak için ne yapmanız gerekir?

Kendinizi daha çok sevseydiniz veya değer verseydiniz, neleri daha farklı yapar, kararlarınızı ve seçimlerinizi ne yönde değiştirirdiniz? 

·     İnsanlara gülümseyerek bakıyor musunuz?

·     İçinizde halen heyecan, umut, merak , istek ne kadar var?

·     Hayalleriniz, tutkunuz, yaşamak için bir amacınız var mı?

·     Dünyadan ayrılırken nasıl iz bırakmak isterdiniz?

·     İnsanlar sizi nasil bilirler?

·     Kahkaha ne sıklıkta atarsınız?

·     Düşüncelerinizi ve duygularınızı insanlarla samimice paylaşır mısınız?

Heyecanını, isteklerini yitirmemiş, hayata arzu, istek ve tutku ile bakan, insanları seven ve insanlara iyi bir örnek olmak isteyen 50 yaşında bir insanim. En önemlisi, artık kendimi daha iyi tanıyorum ve seviyorum.. 

Her sabah güne şükrederek, pozitif enerji ile; bugün yeni neler öğrenebilirim, kimlerle tanışabilirim, hangi kitapları okuyabilirim ve insanlara ne verebilirim diye uyanıyorum..

"Bu dünyada bir insan herhangi bir hırs, amaca sahip değilse bilmeden ıstırap çekecektir"

- Einstein

Umarım yazım ile sizlere ışık tutabildim. 17 Kasım'da yarım asrımı tamamlamış oldum. 

Hepinizi seviyorum..

Sevgi ve umut ile kalın.

Taner Özdeş



Yorumlar
15
Amaç,amaç,pozitif düşünün, kendinizi sevin,,,af bıyrun lütfen herkes tutturmuş aynı şeyleri gidiyor,, çarpıcı ve yeni bir söylem isterdim

Can uygur
Yok
31 yaşında olmama rağmen benim de her gün işe 9-6 gitme fikri hoşuma gitmiyor. Bence iş 7-12 arasında bitirilmeli, kalan zaman ise kendine, ailene ve diğer yapılması gereken işlere ayrılmalı.

Ali YAZICI
Çok teşekkürler, ben de aynı yaştayım.100 yaşında da bu güzel yazıları okumak dileğiyle

Aysin Basçiftçi
Bravo dostum çok güzel olmuş. Nice 50 yaşlara Başarılar

Sinan Ergin
Asemble
Ellerine, gönlüne sağlık…

Vahder Narin


Yorum Ekle

Ad Soyad
E-mail
Kurum
Yorum
Taner Özdeş | 2011 | Her Hakkı Saklıdır
Paradigmasal