Beni Örnek Alanlar Sadece Bir İmaja Özeniyor!

Geçen akşam eşimle birlikte Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği’nde (BURC) Zuhal Olcay’ı dinlemeye gittim. Muhteşem bir konserdi. Zuhal Olcay’ın mütevazi kişiliği ile o gece ilgimi çekmişti.
Geçen akşam eşimle birlikte Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği’nde (BURC) Zuhal Olcay’ı dinlemeye gittim. Muhteşem bir konserdi. Zuhal Olcay’ın mütevazi kişiliği ile o gece ilgimi çekmişti.

Ertesi gün tesadüfen kendisi ile ilgili bir röportaj okudum. O zaman anladım ki, kolay kolay Zuhal Olcay olunmuyor! Kendisi konuşmasında sitem ediyordu. İnsanlar başka insanlar gibi olmak istiyorlar, bunun çok kolay olduğunu zannediyorlar, ama bunun için bir bedel ödemek istemiyorlar diyordu.

Şirketimize başlayan bir çok yeni satış elemanı, en ufak bir zorlukta veya eleştiride, hemen isyan ediyorlar, gözleri doluyor ve işi bırakmak istiyorlar. Yeni nesil her şeyi televizyon veya sinemada gördükleri kadar kolay ve basit sanıyorlar. Tecrübenin ve bir bedel ödemenin anlamı fazla anlaşılmıyor. Bugün başarılı olarak gördüğümüz kişilerin o noktalara nasıl geldiklerini kimse sorgulamıyor.

Ben tecrübemi, mümkün olduğu kadar yazarak, anlatarak yeni nesillerle paylaşmaya çalışıyorum. Ama benim yazılarımı okuyarak veya beni dinleyerek, çalışmadan, acı çekmeden, denemeden, başarısız olmadan, işten atılmadan bir şeyler elde edebileceğini de kimseye vaat etmiyorum.

Türkiye’de, hatta dünyada ilk defa uygulamaya geçen “Satış Okulu” projesi geçen hafta hayata geçti. Bu projenin mimarı Asemble firmasının kurucusu Sinan Ergin’i inançı ve cesareti için tebrik etmek isterim. Bu güzel projede Digitürk stüdyolarından 12 ildeki AFM sinemalarındaki satış kariyeri yapmak isteyen kişilere Türkiye’nin her yerinde eş zamanlı eğitim verme şansım oldu. Bana birçok soru yöneltildi. En ilgimi çeken soru, başarıya nasıl ulaştınız, adım adım anlatır mısınız sorusuydu. Bende anlatmaya çalıştım. Tabii ki anlattığım, bir formülden çok inançtı. Bu inanç beni bir çok şeyi yapmaya teşvik ediyor, sürekli bir şeyler üretmem için beni motive ediyor. Ayda 2 kitap okumak, günde 5-6 saat uyku ile yaşamak, haftada 5 gün spor yapmak, zamanı mükemmel kullanabilmek ve sürekli ileriyi düşünmek, planlamak, çalışmak hep çalışmak.

Bu benim sürekli yapmam gereken bir yaşam tarzı. Beni mutlu ediyor ve yaşamıma bir anlam veriyor. Ben niye yaşıyorum veya bu dünyada neden varımın cevabını bana söylüyor. Bir sabah yürürken aklıma şu soru geldi “ Bu sabah bir şekilde elime havadan 1 milyon Amerikan doları geçse bu beni mutlu mu, yoksa mutsuz mu eder?” Beni tembel ve isteksiz mi yapardı? Hayattaki hedeflerimi ve isteğimi yok mu ederdi? Yoksa bana daha büyük bir sorumluluk mu yüklerdi? Bu sorunun cevabını gün boyu düşündüm. Sonunda bu paranın olmamasının beni daha çok mutlu edeceğine karar verdim.

Yazımın diğer kısmını Zuhal Olcay’ın hayat dersi niteliğindeki röportajından alıntılara yer vermek istiyorum:

Soru: Türkiye’deki genç oyuncuların çoğu, ‘‘ En beğendiğiniz oyuncu kim? ’’ diye sorulduğunda kızlar ‘‘ Zuhal Olcay ’’ erkekler ‘‘ Haluk Bilginer ’’ diyor. Bu durum size ekstra bir sorumluluk yüklüyor mu ya da sizi daha bir seçici olmaya zorluyor mu?

Z.O: Hiçbir şeye zorlamıyor. Hatta size itiraf edeyim, gereğinden fazla seçici olduğumu düşünüyorum, işim konusunda. Bunu tamamen kendim istediğim için yapıyorum.

Örnek alanlara gelince: Çok enteresan şeyler de yaşıyorum. Örnek alan isimlerin kaç tanesi beni tiyatro sahnesinde izlemiştir, emin değilim. Bir imaja özeniyorlar ama o imajı, o imaj yapan şartların ne olduğu konusunda çok fazla bilgileri var mı acaba, çok merak ediyorum.

Ne kadar çok çalıştığımı, gün geldiğinde çok parlak, parası yüksek bir teklife ilkelerim nedeniyle hayır dediğimi biliyorlar mı? Mesela şöyle şeyler yaşıyorum provalarda ‘‘ Zuhal Hanım, size bayılıyoruz. Biz konservatuar öğrencisiyiz, sizin gibi olmak istiyoruz’’ diyorlar. Provalarım başlıyor, haftada 3 gün. Bak burada Tilbe Saran var, burada Zuhal Olcay var, yönetmen Işıl Kasapoğlu var ve bir oyun çalışıyorlar, işin mutfağı yani. Haftada üç gün gelin, provaları izleyin. Çay getirin, çay götürün, izleyin, notlar alın. Bir gün geliyorlar, iki gün geliyorlar, üçüncü gün yoklar.

Soru: Her şeyi ama hemen istiyorlar. Daha pratik bir yolu yok mu bunun?

Z.O: Yahu Allah aşkına beni delirtmeyin. Düşünsenize İngiltere’ de Helen Mirren’ la Michael Gambon prova yapıyorlar. Bu yaşımda gider bir hafta yatarım kapıda. Beni örnek alanlar sağ olsunlar. Her zaman gururlanıyorum tabii...

Başarı bir bedel ödemektir, başarı başarısız olma cesaretini göstermektir. Başarı, herkesin yapmak istemediği veya cesaret edemeyeceği şeyleri denemek ve tecrübe etmektir.

Siz siz olun şu kararı verin, başarılı olmak için bir bedel ödemeye hazır mısınız? Cevabınız hayır ise, o zaman sevdiğiniz, inandığınız bir işi seçin.. Bu sizi daha mutlu ve başarılı yapacaktır!

Sevgilerimle,
Taner Özdeş

Bu haftanın tavsiye makalesi için http://www.tanerozdes.com/Sporun-ve-Yasamin-Altin-Sozleri_a91.aspx tıklayın

Comments powered by CComment

Bize Ulaşın

Halim Meriç İş Merkezi Cemal Sururi Cd. No:25/18 Şişli İstanbul

  • dummy0532 255 97 82

E-Bülten

E-posta adresinizi girin, size daha fazla bilgi gönderelim...

Ara