En Büyük Engel Kendimiziz!


Bu yazımı şu anda kardeşimin Ulus’daki evinin havuzunun kenarından yazıyorum. Boğaziçi Sitesi İstanbul’un en güzel manzaraya sahip birkaç sitesinden biridir. Oturduğunuz yerden tüm boğazı görebilirsiniz. Bu güzelliğe bakmak, insanda meditasyon etkisi yapar. Beyninizi huzur ve umut kaplar. Keşke insan her zaman bu ruh halinde olabilse. Ne yazık ki insanlar huzurlu olmak yerine çoğu zaman endişe, korku, kaygı ve umutsuzluk içinde oluyorlar.

İnsanın yaratıcı olması, bir şeyler keşfetmesi için zihninin açık, ruh halinin olumlu, düşüncesinin pozitif olması gerekir. Dünyanun bütün mucitleri en büyük eserlerini ve keşiflerini en keyif ve huzurlu anlarında bulmuşlar.

Bu pazar sabahı eşimle dışarıda kahvaltı ettikten sonra yanımızdaki City’s gittim. Oğluma yaz stajı yapabilmesi için birkaç dükkanla görüşmek için içeri girdim. İçimde birden alışveriş yapma isteği oluştu. Eşime bir şey almak istedim. Vermek insana almaktan daha haz veren bir duygu. Bunu farkettiğinizde dünyanın en mutlu insanı siz olacaksınız. Sonra pazar günlerimin vazgeçilmez alışkanlığı ile D&R’a girdim. D&R City’s personeli gerçekten mükemmel , her zaman pozitif ve güleryüzlüler. Yeni çıkan kitaplara – tabii ki kendi kitabıma – baktıktan sonra seminerlerim için insanlarla ilgili CD’ler almak için dolandım. Personelin pozitif enerjisi ben de hoş duygular uyandırdı. Taner bey bu kış size imza günü yapalım dediler. Benden mutlusu yoktu. Tabii ki yeni kitabımın ne zaman çıkacağını sordular. Bu son zamanlarda en zorlandığım soru, kesinlikle yazacağım, ama ne kadar zor bir iş bir de bana sorsalar. 2009’a söz!

Bu haftaki yazımı düşünürken tesadüfen karşılaştığım iki iş adamının bana hatırlattığı “en büyük engelin aslında kendimiz” olduğu konusuna yer vermek istedim.
Resimler ve bağlantılar
İnsan ne yapmaya karar verirse versin öncelikle kendisi ile bir mücadeleye girer. Çoğu zaman da bu nedenle başlamadan vazgeçer veya erteler. En güzel fikirler ve girişimler başlamadan, denemeden son bulur.

Satışçılarda en büyük korku reddedilme ve başarısızlıktır. Bu nedenle çoğu satışçı gerekli kararlılığı göstermeden müşteri önünde pes ederl. Bunun en önemli sebebi ise başarısız satışcıların ilişki odaklı olmak yerine satış odaklı düşünmelidir. İlişki odaklı düşünseler, satışta başarısızlık diye bir kavramın olamayacağını anlayacaklardır. İlişkiler uzun vadeli kurulduğundan eninde sonunda başarılı olursunuz. Önemli olan hedefinizi doğru belirlemeniz ve önceliklerinizi doğru planlamanız. Planlarınızı ne olursa olsun ertelememeniz.

Geçen gün Ankara havalimanında uzun yıllar önce tanıştığım başarılı bir iş adamını gördüm, Yüksel Mermer. İlerlemiş yaşına rağmen çok genç ve dinç gözüküyor, özgüveni her halinden anlaşılıyordu. Doğru anı bekledim. Kendisine yaklaştım ve kendimi tanıttım.

Beni çıkaramadı ama nezaket gösterip benimle sohbet etmeye başladı. “İşler nasıl gidiyor?” dedi. “ Daha iyi olabilir” dedim. Daha iyi olması için ne yapmam gerektiğini sordu. “ Daha fazla risk almamız yatırım yapmamız “ dedim. “ Anlat bakalım, belki kafama yatarsa parayı ben koyarım” dedi. Beni kötü sıkıştırmıştı, bana bahane değil gerçeği söyle demişti. İşadamı olmanın bahaneleri bırakıp fırsata, sonuca yönelmek olduğunu bana çok güzel anlatmış oldu. Bahaneler kendimizin konfor alanında kalmamızı, başarısızlıktan kaçmamızı ve reddedilmememizi sağlarlar. Cesur ve kararlı olan başarıyı da yakalar. Çünkü şans onlara güler.

Cumartesi günü espresso almak için Nespresso dükkanına uğradım. Şansa firma sahibi Moris bey (Cenkel) Cumartesi olmasına rağmen girişte oturuyordu. Keyfi çok yerindeydi. Moris bey hep güleryüzlü, zeki , sonuç odaklı bir işadamıdır. Oğlum yanında bir yaz staj yapmıştı. Negatif düşünmeyen, hızlı düşünen ve hızlı karar veren biridir. Her zaman kendisinden emindir. Kontrolünü hiç kaybetmez. Ayrıca çok kararlıdır. Havadan sudan konuştuktan sonra ortamın ne güzel olduğunu gelecekte kuracağım ofislerde aynı kendisinin mağazası gibi döşemek istediğimi söyledim. Bana döndü ve “ seni şimdi yapmaktan alıkoyan ne var “ dedi. Kısacası bana şimdi yap, erteleme mesajını verdi.

Başarıya ulaşmış işadamları hemen, anında harekete geçerler. Hayallerini ertelemezler. Düşünme ve erteleme hastalığından etkilenmezler; kendi düşüncelerinin onlara engel olmasına izin vermezler. Bu onların bilmedikleri başarı sırlarıdır.

Geçenlerde bizim şirketin patronu Kemal Cılız ile sohbet ediyorduk. İki türlü iş adamı vardır diyordu. İş yapmak için ve para kazanmak için iş yapan işadamı. Ben para kazanmak için iş kurarım diyordu. Kendisi ile sekiz yıldır çalışıyorum. Çoğu zaman fikir ayrılığına düşer, hararetli bir şekilde tartışırız. Çok iyi bir iş adamıdır. Nedeni ise ne istediğini bildiği için her zaman para kazanır. Ne istediğini bilmek ve ona odaklanmak. Kendi düşüncesinin çevresinden etkilenmesine izin vermeden sonuca odaklanmak, yani para kazanmaya.

Günümüzde eskisine göre çok daha kolay bilgiye ulaşıyoruz, bu bilgiler bizi pozitif veya negatif etkiliyorlar. Ama önemli olan iç sesimizi dinlemek ve ne istediğimizi bilmek.

Bugün ister satış yaparken, ister kendi işinizde ne istediğinizi bilmiyorsanız, eyleme geçmeyip sürekli erterlerseniz veya başlamamak için kendinize bahaneler üretirseiniz, başarılı olamazsınız.

Siz siz olun kararlı olun , iç sesinizi dinleyin. İstediğiniz şeye karar verdiğinizde harekete geçin. Ertelemeyin.

Bu iki işadami bana bunu tekrar hatırlattı. Kendi kendilerine engel olmadan, negatif düşünce üretmeden, inandıkları fırsatlara cesurca atılıyorlardı. O nedenle bu kişiler başarılı bir girişimci olabiliyorlardı.

Sevgilerimle,
Taner Özdeş

Bu haftanın Tavsiye yazısını okumak için : http://www.tanerozdes.com/Yasami-Yazmak_a94.aspx

Comments powered by CComment

Bize Ulaşın

Halim Meriç İş Merkezi Cemal Sururi Cd. No:25/18 Şişli İstanbul

  • dummy0532 255 97 82

E-Bülten

E-posta adresinizi girin, size daha fazla bilgi gönderelim...

Ara