Kazanma Arzusu!

Bu haftaya oldukça kötü başladım. Her pazartesi sabahı şirketimizin teknik ekibiyle toplantı yaparız. Bu seferki toplantımızda herkesde bir isteksizlik, bıkkınlık vardı;toplantı salonunda enerji yoktu.
Bu haftaya oldukça kötü başladım. Her pazartesi sabahı şirketimizin teknik ekibiyle toplantı yaparız. Bu seferki toplantımızda herkesde bir isteksizlik, bıkkınlık vardı;toplantı salonunda enerji yoktu. Ana sebep gençlerdeki hedef, istek ve tutku eksikliği idi. Ne istediklerini bilmiyorlardı. Arkasından proje toplantısına girdim. Yine bir çok sorun, problem, ama sorumluluk almak isteyen yok. Genelde bu tür durumlarda şirket, bayiler, ekonomi vb her şey suçlanır, ama kişiler sorunu kendilerinde aramaz, çözüm yerine problemin bir parçası olmayı tercih ederler.

Başarı inanç, tutku ve azim gerektirir. Gençlerde bunu göremiyorum, ne yaparsam yapayım istekli bir şekilde çalışmalarını beklemek sadece hayal. Yeni nesil bizden farklı düşünüyor, hayatı farklı algılıyor, beklentileri bizden farklı.

Bu nedenle daha fazla söylenmek yerine şöyle bir konuşma yapmayı tercih ettim : “Ben sizden ne daha akıllı, ne de sizler kadar teknik bilgiye sahibim. Sizlerden tek farkım yaşamış olduğum tecrübeler, hatalar ve 25 yıldır iş hayatında olmam. Sizler akıllı olun, benden öğrenmek suretiyle çok daha kısa sürede kariyerinizde ilerleyin. Müşteriler benim gömleğimi yırttılar, küfür ettiler, yılmadım. İki kere işten ayrılmak zorunda bırakıldım, yılmadım. Ben size birşey öğretemem, siz istemedikçe. Hedefiniz olmazsa, isteğiniz olmaz. Kendinize hem iş, hem de sosyal hayatınızda hedefler belirleyin, sonra bu hedefler sizde tutkuyu dönüşsün. Başarmak ancak siz isterseniz olur. Kendinizle gurur duyacak işler yapın, kendiniz için yapın. ”

Saat 18.39 olduğunda şirket birden boşalıveriyordu. Bu beni hep rahatsız eder. Bu kadar sorun, problem varken, gayret göstermemek.

Bana teknik elemanlar sabahki toplantıda zamanlarını yönetememekten şikayet ediyorlardı. Müşterilerin zamansız talepleri karşılığında hiçbir şeyi planlayamadıklarından söyleniyorlardı. “O zaman hergün düzenli saat 18.30 da çıkmayı nasıl planlayabiliyorsanız gününüzü de isterseniz aynı şekilde planlayabilirsiniz!”dedim.

Akşam 19.30 gibi işten çıkıp spora gittim. 1 saat tenis oynadıktan sonra, fitness bölümünde karın çalışırken birden gözüm ekrana takıldı. Ekranda olimpiyatlar vardı. Kazananların bağırışlarını, haykırışlarını, el kol hareketlerini gördüm. Bir çok hedefe ulaşmaya çalışan tutkulu, istekli, azimli insanların surat ifadelerini farkettim. İş hayatında niye bu tutku, azim, istek ve hırs yok diye düşündüm. Aslında içimden üzüldüm. Bu sporcuları seyretmek bile beni hırslandırmaya yetiyordu. Tutku, azim, istek, sahip olunması gereken ne güzel duygulardı.

22 yaşında iş hayatıma atıldığımda çalışmaktan çok kadar keyif alırdım. Sabah herkesden önce güne başlar, saat kaç olursa olsun iş bitmeden ayrılmak istemezdim. Hayatta ve kariyerimde hedeflerim vardı. Bu hedefleri düşünerek kendimi motive ediyor, sürekli öğrenmek için her fırsatı değerlendiriyordum. Her şeyi merak ederdim. Ofisde ilgimi çeken herşeyin fotokopisini çeker , evde çalışırdım. Kitapların saatlerce fotokopilerini çekerdim. Öğrenmek benim için hayat felsefesiydi , sonsuz merakım beni sürekli besliyordu.

İş hayatımız hayatımızın en büyük kısmını oluşturuyorsa, bundan keyif almalıyız diye düşünüyordum. Hep hedeflerim vardı, hepsine tek tek ulaşmaya çalışıyordum. Şansım da yaver gidiyordu. Doğru zamanda doğru yerlerde olmasını bildim. Ama en önemlisi hep çabaladım. Çalışmaktan kaçmadım. Hep gelecek için umut besledim, başarısız insanların beni zehirlemesine izin vermedim.

Bugün iki oğlumuda 16 ve 17 yaşlarında olmalarına rağmen yazları 14 yaşından beri farklı işlerde çalıştırıyorum. Büyük oğlum bu sene Housecafe’de stajyer garsonluk yapıyor. Haftada 6 gün, günde en az 11 saat çalışıyor. Ayakları ilk günlerde su topladı. Diğer oğlum Antalya’da 45 derece sıcaklıkta Medraft'da- Rafting konusunda hizmet veren bir kuruluş- çalıştı Akşamları ufak bir çadırda yattı, vücudu sıcaktan ve böceklerden yaralar içinde kaldı. Diğer çalışanlar onlarla alay etti, sizin paraya mı ihtiyacınız var gidin dışarıda arkadaşlarınızla eğlenin, oynayın dediler. Ama ikiside iyi yetişti, yılmadılar . İleride başarılı olmaları için erken yaşlarda bunları yaşamalarını istedim. Çalışmak çok güzel bir duygu ve keyifli olduğunu anlamalarını istedim.
En önemlisi ne tür bir iş seçecekleri konusunda erken yaşta bilinçli olmalarını sağlamış olduğumu düşünüyorum.

Bu bana yaşlı bir adamın hayatının sonuna yaklaşırken söylediği bir şeyi hatırlattı, “ Ben vasatın altında yetenekleri olan vasat bir insanım. En ufak bir kuşkum yok ki benim gösterdiğim kadar çaba gösteren ve aynı umut ile inancı taşıyan her kim olsa benim başardıklarımı başarabilirdi.”

Bunu söyleyen, zengin iş adamlarından biri miydi?”

Hayır.. Bunlar Gandhi’nin sözleriydi.

Olağanüstü değil mi..

Umarım bu yazı birilerine benim aynı Olimpiyatlarda izlediğim zamanki gibi ilham verir.. birazcık hırs, tutku ve istek verir..

Sevgilerimle,
Taner Özdeş

Haftanın tavsiye yazısını okumak için : http://www.tanerozdes.com/Elma_a96.aspx

Comments powered by CComment

Bize Ulaşın

Halim Meriç İş Merkezi Cemal Sururi Cd. No:25/18 Şişli İstanbul

  • dummy0532 255 97 82

E-Bülten

E-posta adresinizi girin, size daha fazla bilgi gönderelim...

Ara