Hayat ve Kriz Üzerine!

Bu hafta aklımda bir çok farklı konu hakkında yazmak vardı. Dünyada başlayan şok kriz ülkemizide etkisi altına aldı. Bu durumda bende bu hafta bu konuda birşeyler yazayım dedim.
Bu hafta aklımda bir çok farklı konu hakkında yazmak vardı. Dünyada başlayan şok kriz ülkemizide etkisi altına aldı. Bu durumda bende bu hafta bu konuda birşeyler yazayım dedim.

Geçen hafta oldukça hareketli idi. Bir hafta içinde 3 seminer vermek zorunda kaldım. Katılmış olduğum Nikken’in yıllık iş ortakları toplantısındaki diğer bir konuşamacının katılımcılara yapmış olduğu eksersizler çok ilgimi çekti. Tüm salona derin bir nefes alıp vermelerinden sonra kahkaha atın dedi. Salondaki herkes Cumartesi günü saat 9.30 da kahkahalarla gülüyordu. Ortam inanılmaz keyifliydi. Basit bir kahkaha insanın ruh halini nasıl da değiştiriyordu. Konuşmacı içimizdeki gücü keşfetmemizi sağladı.

Pazar günü de Kocaeli Üniversitesi’nde “Duygusal Zeka ile Sosyal ve İş yaşamında başarı “ konulu seminer verdim. Gençler pırıl pırıl ama kafaları karışıktı. Korkuları ve endişeleri vardı, ama öğrenmeye aç olmaları beni çok memnun etti. Yine sürü psikolojisi ile hareket ediyorlardı.

Bu üç seminer için 150 saate yakın çalışmam gerekti. Arabamda sürekli CD’ler dinledim, akşamları DVD seyrettim, sürekli yeni kitaplar okudum , araştırdım, gözlem yaptım, düşündüm. Bazı akşamlar sadece 4 saat uyuyarak ertesi gün işe gitmek zorunda kaldım.Amaç insanlara en iyiyi ve mükemmeli vermek. Aksi takdirde başarılı olma şansınız yoktur. Hayatınızı yüce ve güzel bir yaşama dönüştürmek için disiplinden iyisi yoktur. Aldığım alkışlar ve övgüler sonrasında yaptığıma değdi dedim. Bu da işin keyifli yanı !

Hafta sonunun güzel duyguları içindeyken ani bastıran kriz tüm iş hayatını olduğu gibi benim de işimi ekledi. Kriz olunca ne yapmak lazım? Türkiye İş Bankası CEO’su Ersin Özince’nin şu sözleri çok hoşuma gitti “ Krizi düşünmek yerine Ne yapacağımıza bakalım” Bence çok aklı selim bir düşünce.

Diğer yandan, krizler ana sebebi bazı insan veya şirketlerin bencilce, açgözlü şekilde risk almaları. Borsa simsarları ve spekilatörlerin söylentileri artırarak krizi derinleştirmeleri. Gazete ve köşe yazarlarının insanlara panik ve korku yaşatarak yanlış ve ani kararlar vermelerine sebep olmaları. Halkın bilgi eksikliği .. Bana göre başlıca sebep kararı kendimiz yerine başkaların bizim için vermesine izin vermemizdir. Şirketiniz zaten kötü yönetiliyorsa, verimsiz ise krizler bir fırsata dönüşebilir. Krizler 3 ay ile 2 sene arasında değişir. Ama sonsuza kadar gitmez. O zaman yapmamız gereken krizlerden ders almaktır, personel çıkarmak değildir.

İnsanlar bana hep şu soruyu soruyorlar: “Nasıl hep böyle mutlu, neşeli ve pozitif olabiliyorsun? Hep yüzün gülüyor.” Cevabım kısa ve öz: “İçimi güçlü tutuyorum. Dış faktörleri kontrol etme şansım yok. Ancak içimi ne kadar sağlam tutarsam, dışarıdan o kadar az etkilenirim.
En sevdiğim düşünce şudur : “Elinden gelenin en iyisini yaptığına inanıyorsan, endişe duymak yerine kendinle gurur duy”.

Krizler birçok insan için şok etkisi yapar. İnsanların korku ve endişeleri birbirlerini etkileyip çoğalarak iş hayatı biranda durma noktasına gelir. Bunun ana sebebi insanların bilinmeyeni sevmemesi, hatta ondan korkmasıdır. Şöyle düşünelim: Bir şey hakkında olumsuz düşünerek, nasıl olumlu sonuç alabiliriz? Burada önemli olan sakin kalabilmek ve duygularımızın mantığımızı yönetmesini engellemektir. Mantığın devre dışı kalması ile insanlar düşünmeden hareket ederler. Uzun vadede bu yaptıklarından genelde pişman olurlar. “Şirketim batabilir mi yerine, şirketimi nasıl daha iyi yönetebilirim “ sorusu bizim doğru yolu bulmamıza yardımcı olacaktır.

İş hayatında gördüğüm ve yaşadığım olaylar bana şunu öğretmiştir; kriz zamanlarında soğukkanlı kalarak eleman çıkartmayan, yatırımlarını ertelemeyen, pazarlama, reklam ve eğitime yatırım yapan firmalar krizden güçlenerek çıkmışlardır. Firmayı küçültürseniz, bir daha büyütmeniz yıllar alır.

Diğer yandan kriz, çoğu firmalar için borçlarını ödememek, kurların yükselmesi sebebiyle yabancı para yerine YTL ödemek için ellerine fırsat verir. Paraları olsa bile ödemezler. Dürüstlük ve sözünde durmak ülkemizde kötü/enayi işadamlığı ile eş anlamlıdır. Kriz sırasında yardım ettiğim müşterilerim ve iş ortaklarım kriz sonrasında beni hep ödüllendirmiştir.

Diyeceksiniz, bunları yazması kolay. Firmalar günlük yönetilemez, bu nedenle yaşanan olumsuzluklar firmaları kısa vadede çok etkilemez ( çok fazla riski ve açık pozisyonu yoksa, zararda değilse), bu tür zararları karşılayabilirler. Firmaların zaten korkuları bugün değil bilinmeyen gelecektir. Ama kriz sebebiyle alınacak bir acil ufalma kararı, müşterilerin üzerine hesapsızca gitmek veya piyasadaki ödemeleri aksatarak oluşacak kötü imaj kaybının maliyeti firmalar için çok daha fazla olacaktır.

Japonlar kriz eşittir fırsattır diyorlar. Bugün işler iyi iken birçok firma fiyat kırarak kalitesiz ürün ve hizmetlerini satmaya çalışırken, kriz zamanında bu tür firmalar ya kapanıyor veya rekabet edemiyorlar. Güçlü firmalar için aslında krizler, kendilerini göstermeleri için birer fırsat sunuyor.

İki hafta önce satış eğitimi verdiğim bir firma kriz nedeniyle satış personelini azaltıp, kalan eğitimlerini erteleme kararı aldı. O zaman ben sorguluyorum, firmalar bu tür kararları neye göre bu kadar hızlı veriyorlar? Kısa vade kararları alırken uzun vadeyi hiç düşünüyorlar mı? Bir elemanın yetişmesi için en az 6 ay, bana göre gerçekten verimli olması kurum kültürüne uyması için 2 sene lazımdır. O zaman bu firmalar sonradan nasıl eskisi gibi rekabetçi olabilecekler?

İş hayatında kar etmek kadar zarar etmek de doğal olmalıdır. Bugün risk almazsanız zaten iş kuramazsınız. O zaman hiç risk almamak için bu kadar ani kararları vermek ne kadar sağlıklı?

İnsanlar kararlarını inançlarına, kendi varsayım ve öngörülerine göre yapıyorlar. Şirketlerde öyle. Bugün piyasada herkes birbirinden etkilenerek (sürü psikolojisi) ani ve yanlış kararlar verebiliyorlar. İnsanoğlu nasıl yaşamını sorgulamayıp, düşünmekten kaçıyorsa kurumlarda kriz anlarında analizden çok ani tepkilerle başkalarına uyarak hareket ediyorlar, korku ve endişelerine yenik düşüyorlar.

Krizler, depremler de böyledir. Hayatta yaşadığımız her türlü zorluk, sorun, engel, acı bizi daha olgun, daha cesaretli bir birey haline getirir.

Ünlü psikolog Milton Erickson sözleri beni derinden etkilemiştir : “ Hayat, acıları sana kendiliğinden getirir. Senin sorumluluğun neşeyi katmaktır. Hayat bana yeterince engel çıkardı. Ama ben inatçı bir insanım, hiçbir şey bana engel olamaz. Ayrıca, hayatımızda olan olayların tek anlamının, bizim onlara yüklediğimiz anlam olduğunu öğrendim. Acı ve ıstırap yalnızca yargılayışımızdan kaynaklanır. Biz olaylara olumlu ya da olumsuz diye etiket yapıştırmaktan vazgeçer onları en yüce benliğimize yükseltmek için birer fırsat olarak görmeye başlarsak, hayatlarımız da değişmeye başlar.”

İçimizdeki büyüklüğe erişebilmemiz için hergün bazı cesur adımlar atmamız gerek. Hayat olağanüstü bir yolculuk ve şahsen benim niyetim onun keyfini çıkarmak.

Krizden tekrar aydınlık günlere kavuşmamız dileklerimle,

12 Kasım'daki yenilenmiş "Limit Sizsiniz" seminerime beklerim. http://www.tanerozdes.com/Limit-Sizsiniz_s7.aspx

Sevgilerimle
Taner Özdeş

Bu haftanın Tavsiye Yazısını okumak için http://www.tanerozdes.com/Duygusal-Gucluluk_a109.aspx

Comments powered by CComment

Bize Ulaşın

Halim Meriç İş Merkezi Cemal Sururi Cd. No:25/18 Şişli İstanbul

  • dummy0532 255 97 82

E-Bülten

E-posta adresinizi girin, size daha fazla bilgi gönderelim...

Ara