Canım Eşime!

Bu ay seyrettiğim 3 film de beni derinden etkiledi : “ Aşkın peşinde”, “ Sevgi Fırtınası” ve “Mustafa” . Geçen hafta Banu Gökçül’den NLP ile % 100 başarı eğitimi aldım. Aklımda kalan en önemli şey . Düşünmek = Soru Sormak, Soru Sormak= Dinlemek
Bu ay seyrettiğim 3 film de beni derinden etkiledi : “ Aşkın peşinde”, “ Sevgi Fırtınası” ve “Mustafa” . Geçen hafta Banu Gökçül’den NLP ile % 100 başarı eğitimi aldım. Aklımda kalan en önemli şey . Düşünmek = Soru Sormak, Soru Sormak= Dinlemek

Akıllı insanla, aptal insanı birbirinden ayıran en temel şey kendine nasıl sorduğudur. Aptallar hep aynı şeyi kendilerine sorarken, akıllı insanlar kendilerine farklı sorular sorarlar. Hayatımızın kalitesini kendimize sorduğumuz sorular belirliyor.

Her 3 filmde de evlilik, aşk konuları değişik bir şekilde işlenmiş. “Mustafa” filminde, Atatürk evlilik için “hayatta yaptığım en büyük hata” diyor. Diğer 2 filmde ise evlilik konusunda başarılı, mutsuz çiftlerin hayat draması dikkati çekiyor. Evlilik sanki insanları mutsuz eden bir müessese olarak tanıtılmış. Kırk yıldır evli olmalarına rağmen birbirini tanımayan veya gerçekleri paylaşmamış çiftler vardır sözü beni düşündürdü.

Gazetelerde boşanan boşanana... Büyük aşk 16 ay sonra bitti... Aşk süresi 2,5 yıl ile sınırlı... Birbirini dava eden çiftler... Bunlar gerçekten benim gibi 22 yaşında evlenmiş ve halen mutlu halen eşini ilk günkü yoğunlukta seven birisi için ütopik. O zaman insanlar niye evliliklerini sürdüremiyorlar veya mutlu evli kalamıyorlar. Bence bu biraz beklentilerle, kişilerin birbirlerini olduğu gibi kabul etmesi ve fiziksel olarak veya para için değil, gerçekten o kişi olduğu için sevmesi ile ilgili.

İlk kitabımı yazarken annem ve babama teşekkür etmiştim. Gerçekten böyle anne ve babaya sahip olmak şans işi. Babam benim için mükemmel bir iş adamı, dürüst bir kişilik; annem sevgi ve enerji dolu mükemmel bir insan. Bu yaşımda bile yaptığım bir şeyi annemle paylaşmasam içim rahat etmez, onun enerjisine her zaman ihtiyaç duyarım.

Babama da iş konularında her zaman danışırım. İkisi de farklı karakterde olmalarına rağmen, birbirlerini seven, ama her çift gibi belli ölçülerde tartışan, münakaşa eden, mükemmel bir dengeye sahiptirler. Birbirlerini derinden sever ve çok iyi tanırlar. Babam hayatta biriktirdiği tüm parayı benim ve kardeşimin yurtdışında eğitimi için harcadı. Bize kral ve kraliçelere layık nişan ve düğün yaptılar. Bu değerleri biz onlardan öğrendik. Müşfik, alçakgönüllü ve hoşgörülü olmanın önemini, vermenin almaktan önemli olduğunu, çocuk sevgisinin dünyanın en inanılmaz ve karşılıksız sevgi olduğunu onlardan öğrendik. İnsanın kendisine cimri olabileceği, ama çocuklarına asla olamayıcağını onlardan öğrendik. İnsanların birbirini sevdiği sürece, tartışmanın ilişkinin gelişmesine olumlu katkıda bulunacağını anne ve babamızdan öğrendik.

Benim iki oğlum da bu konuda son derece şanslı. Onlara, anne ve babamız bize ne öğrettilerse, ne gösterildiyseler daha iyisini, daha mükemmelini vermeye çalışıyoruz ve çabalıyoruz.

23 senedir evliyim. Evlenmek aklımda olan, planladığım bir şey değildi. 22 yaşında ansızın bastıran bir aşk hikayesi. O yaşlarda güzel olan kalbinizin sesini dinleme lüksünüz var. Yüreğinizde “hadi evlen” diyen bir sesi ileriki yaşlarda duyma şansınız olmuyor. Küçükken sorarlardı “kaç yaşında evlenmeyi düşünüyorsun?”, hepimiz ağızbirliği ile 30-35 derdik. İleri yaşta yapılan çoğu evlilik mantık veya panik evliliği oluyor. Artık evlenmeliyim baskısı altında karşınızdaki kişi ile evlenebilirim diyorsunuz...

Eşim ve ben 18 yaşında Bodrum seyahatinde tanıştık. Sonrasında ben Amerika’ya 3,5 sene okumak için gittim. Birbirimiz bekledik. Nasıl başardık? Her hafta aksatmadan birbirimize mektup yazdık, her hafta 15 dakika telefonda konuştuk. 3,5 sene beklemek o yaşta iki genç için bir mucize. Aşk süresi konusunda eksper değilim, bu süre üç ay da olabilir, iki sene de ama sevgi sonsuza kadar sürüyor. Hiçbir insan kusursuz değildir. Önemli olan kusuru görmek değil, güzeli görebilmek. Karşınızdaki kişiyi bir beklentiniz olmadan sevebilmek, varlığı için sevebilmek. Bu yüzden evlilik zor. Evlilikte başarı vermekten geçiyor. Aşkta ise insan görmek istediğini görüyor. O yüzden aşk bitince birliktelikler son buluyor. Gerçek olmadığı için bitiyor.

Evlilik konusunda ileride bir kitap yazmayıda düşünüyorum. Bu yazımın kalan kısmını eşime hitaben yazmak istiyorum.

Evlilik gerçekten bir denge. İnsan nasıl beden, duygu, zihin ve ruh dengesi olmayınca mutlu olamıyorsa, evlilik de bir denge. Biz Neylan ile birlikte büyüdük. Ben 22 yaşımda, Neylan 20 yaşında hiç düşünmeden evlendik. Bu cesareti duyduğumuz derin duygulara bağlıyorum.

Evlilik konusunda yapılan en büyük yanılgı, evlendiğiniz için hayatızın monotonlaşacağı, kısıtlanacağı düşüncesi. Bu evliliğe nasıl baktığınızla ilgili. Burada işin sırrı kendinizi tanımak, eşinizi tanımak, kendinizin ve onun sınırlarını bilmek. Nerede duracağınızı, nerede susacağınızı, ne zaman özür dileyeceğinizi, ne zaman sürpriz yapacağınızı, hediye alacağınızı, “seni seviyorum” diyeceğinizi bilmeniz. Bunun formülü var mı? Yok, olsa inanın satışından çok daha fazla para kazanırım.

Denge derken, ben aşırı sosyal ve dışa dönüğüm; Neylan evcil, seçici ve sosyal. Ben sporsuz yaşayaman, Neylan sporu kararınca (veya benim baskımla) yapıyor. Her sene sırf ben istiyorum diye benimle 1 hafta kayağa gelecek kadar fedakar. İkimiz de iyi yaşamayı, seyahat etmeyi, çocuklarımızla zaman geçirmeyi seviyoruz. İkimiz de sinema, tiyatro, kültürel faaliyetlerden hoşlanıyoruz. İkimiz de ailesine düşkün kişileriz. Aynı okuldan (Avusturya Lisesi) mezun olmamız çok önemli. Lisedeki arkadaşlıklar hayatınız boyunca sürdüğü için bir çok ortak arkadaşımız var.

Ben Nişantaşı’nda büyüdüm, Neylan Suadiye’de. 13 sene Suadiye’de aile apartmanında yaşadık. Şimdi Neylan’ın isteği ile Nişantaşı’nda yaşıyoruz.

Çocuk büyütme konusunda Neylan’ın hakkını ödeyemem. Her zaman söylediğim gibi kendime göre orta, çocuklarıma göre mükemmel bir babayım. Neylan’ın bana söylediği bir söz beni çok etkilemiştir; “Evin içinde birlikte olmasak da varlığın yeter”. Sanırım bu sözü evli olmayan insanların anlaması güç!.
Hepimizin sevdiği ama göremediği veya ihmal ettiği ancak sadece varlığından dolayı kendisini güvende hissettiği akraba, dost ve yakınları vardır. Bazen bu durumun onlar yaşarken farkında olmayız ama öldüklerinde birden kendimizi kötu hissederiz, yoklukları büyük bir boşluk yaratır.

Ben duygularını çok belli etmeyi sevmeyen biriyim ama yaptığım her işi başarılı yapmamı sağlayan, gösteremediğim güçlü duygularımı yönetmede yetenekliyimdir.

Son 10 senedir durmadan eğitim veriyorum, yazı yazıyorum, dernek faaliyetlerine birçok zamanınımı veriyorum. Bunların hepsi canım eşimin inanılmaz desteği, sabrı ve hoşgörüsü ile oluyor. Kitabımı ve yazdığım tüm yazıları okuyan, düzelten, farklı bakış açısı geliştiren eşimdir. İlk blog yazımı kendi başıma yazmaya kalktım, sonra içim rahat etmedi. Yani bu konuda bir ekibiz. Eğitim ve seminerlerime gelir ve beni eleştirir, över. Bunlar benim için çok kıymetlidir. Benim gördüğüm dünya bazen diğer insanlardan çok farklı olabiliyor. Burada denge devreye giriyor.

İnsanın “ben tek başıma başardım” demesi çok büyük hata olur. Dünyada başarılı bir çok liderin arkasında mükemmel bir eş yatar. Ben bunu kendi annem ve babamla yaşadım. Mutlu bir evliliğin insanın iş ve sosyal yaşamını ne kadar pozitif etkilediğini, dengeli çiftlerin, birbirine benzeyen çiftlere göre daha uyumlu ve başarılı olabileceğini gördüm. Bana başarı nedir diye soruyorlar. Cevabım “ Kişinin sadece iş yaşamında değil, aile ve sosyal yaşantısında da başarılı olmasıdır. En önemlisi kendi gözünde kendini başarılı görmesidir.”

Atatürk, Mustafa filminde “Ben dünyanın en büyük ordularını yönettim, ama eşimi yönetemedim” diyor. Evlilik ve kadınları yönetmek kolay değildir, hatta imkansızdır. Bunun nedeni; evlilik veya kadınları yönetmek yerine denge ve uyumu sağlarsanız, eşinizi derinden sever ve saygı duyarsınız, ancak her ikisinde de başarılı olabilirsiniz. Çiftlerin aslında bir elmanın iki parçası olduğunu düşünürseniz, evlilik dünyanın en güzel doğal olayıdır.

OSHO şöyle diyor : “ Eğer ilişki kurarsan, saygı duyarsın; sahip olmazsın. Eğer ilşki kurarsan, büyük saygı vardır. Eğer ilişki kurarsan, derin samimiyetle, çok yakına gelirsin, üst üste binersin. Yine de diğerinin özgürlüğü engellenmez, yine de diğeri bağımsız bir kişi olarak kalır.”

11 Kasım eşimin doğum günü. İzninizle bu kadar yıldır benim kahrımı çeken, bir dediğimi iki etmeyen, bana zaman zaman katlanmak zorunda kalan, çocuklarıma mükemmel anne ve olağanüstü kadına huzurunuzda “İyi ki doğdun, iyi ki varsın” demek istiyorum. Bu sene evliliğimizin 23. senesini de kutlayacağız.

Bu vesile ile gençlere seslenmek istiyorum, hayatta anne ve babanızı seçme şansınız yoktur. Ama 3 şeyi kendiniz seçebilirsiniz; eşinizi, işinizi ve yakın arkadaşlarınızı. Bana sorarsanız, bunların arasında en önemlisi doğru eşi seçebilmektir. Ben gerçekten çok şanslıydım, genç yaşlarda bu kadar önemli bir kararı doğru verebildim. Kalbimin sesini dinledim. Sanırım en doğru seçimler de böyle yapılıyor..

Sevgili eşim Neylan’a huzurunuzda “Nice Mutlu yıllara...”

12 Kasim'da Limit Sizsiniz seminerimde görüşmek üzere. Kayıt yaptırdınız mı? http://www.tanerozdes.com/Taner-Ozdesten-Limit-Sizsiniz-Semineri-Kacirmayin_s7.aspx

Sevgi ile kalın,

Taner Özdeş

Bu Haftanın Tavsiye yazısı için http://www.tanerozdes.com/Yasam-Icin-Oneriler_a113.aspx

Comments powered by CComment

Bize Ulaşın

Halim Meriç İş Merkezi Cemal Sururi Cd. No:25/18 Şişli İstanbul

  • dummy0532 255 97 82

E-Bülten

E-posta adresinizi girin, size daha fazla bilgi gönderelim...

Ara