Mustafa ve Devrim Arabaları!

Son zamanlarda Türk filmlerine daha sık gitmeye başladım. Son gittiğim dört filmde Türk filmi ve hepsini birbirinden güzel ve başarılı buldum. Bunlardan en çok tartışılan iki film hakkında izninizle görüşlerimi paylaşmak isterim.

Haftalardır “Mustafa” filmi kamuoyunu meşgul ediyor. Filmi eleştiren kişilerin çoğunun filmi görmeden eleştirmesi, insanların ne kadar çok çevrelerinin algısı veya yargılarıyla hareket ettiğini, dünyada ve toplumumuzda ağızdan ağıza pazarlamanın/tavsiyenin gücünü bir kere daha görmemizi sağlıyor. “Devrim Arabaları” filmi maalesef Mustafa filmi sebebiyle gündeme fazla giremedi. Bu film de en az Mustafa belgeselindeki kadar düşünmemiz, sorgulamamız gereken konular var.

Mustafa belgeseline filmin vizyona girdiği ilk gün, daha bu kadar eleştirilmeden çocuklarım ve eşimle birlikte gittim. Mustafa Kemal Atatürk gözümde bir kat daha büyüdü. En önemlisi kendisinin insan yönünü görme şansım oldu. Atatürk’ü daha çok sevdim. Filmde birçok yanlış anlaşılmaya veya algılamaya yönelik yorumlama olduğunu da gözlemledim. Keşke olmasaydı..

Benim üzerimde durmak istediğim nokta; liderler de bir insandır. Her insan farklıdır, her insanın güçlü yanları ve zaafları vardır. Eğer bir lider varlığından dolayı ülkesini ve dünyayı daha yaşanabilir, daha sevgi dolu yapabiliyorsa, gelecek nesillere güzel şeyler bırakabiliyorsa, o zaman bu lider görevini yapmış olur. Dünyada çok az liderin insani veya sosyal yanları incelenmiştir, yazılmıştır ve eleştirilmiştir. Bu nedenle bu tür çalışmaların yapılmasının hassas olmakla birlikte diğer insanlara örnek olması açısından faydalı olduğunu düşünüyorum. Liderler, bir tabu olarak değil, insani yönleriyle bilinmeleri, onları bence değerlerini alçaltmak yerine yüceltir.

Diğer yandan, filmin zamanlamasının, verilen mesajları ve, yorumların yanlış anlaşılmaya çok müsait olmasının, özellikle bizim gibi eğitimsiz toplumlar için sakıncalı bulduğumu da belirtmek isterim.

İnsan psikolojisi üzerinde çalışmalar yapan bir gözlemci olarak insanları burada esas korkutan nokta, bu filmden dolayı Kemal Atatürk konusunda olumsuz etkilenmekten rahatsızlık duymalarıdır. Bence herşeye rağmen gidin görün. Bu bir başlangıç, kesinlikle daha iyi olabilirdi.Umarım başka bir yönetmen daha iyisini, mükemmelini örneğin Mustafa Kemal Atatürk’ün liderlik sırları konusunda bir filmini en kısa zamanda yapar.

Benim bu hafta esas yazmak isteğim son zamanlarda gittiğim en iyi Türk Filmi olarak adlandıracağım “Devrim Arabaları” filmi konusunda görüşlerimi paylaşmak.

Hıncal Uluç’un sitesinde ilk defa bu film hakkında mükemmel bir yorum okudum ve çok etkilendim. Çocuklarımla ve eşimle bir pazar sabahı erkenden izlemeye gittik. Amacım çocuklarımı ilham verecek bir filme götürmekti. İyi ki de gitmişim. İnsan psikolojini, duygularını bu kadar iyi anlatan bir filmi uzun zamandır görmedim.

Türkiye’ de ilk defa üretilen yerli otomobilin öyküsü ile bu filmde günümüze birçok önemli mesaj veriyor. O günlerde şartlar zor. Hükümet devrilmiş. Asker ülkeyi yönetiyor. Genlerimizde olan olumsuz ve şüpheci düşünce iş hayatında o zamanda geçerli. Kendi ülkemize, kendi insanımıza güvenemiyoruz. Neden? Bu düşünce şeklimizi bence sorgulamalıyız. Devletin vatandaşına, vatandaşın da devlete güvenmediği bir toplum olabilir mi?

“Türk insanı beceremez” yaklaşımı o zamanda bile geçerli bir inanç.

Ülke bir general tarafından yönetiliyor. Ülkesini, halkını seven, ülkesinin insanına yürekten güvenen ve inanan bir asker. Bu inancını bürokatlarına aşılayamıyor; gerçek nedenleri bilmesine rağmen, araba üretmenin ekonomi açısından rantable olmamasına rağmen niye ısrarla araba üretmek istediğini bürokratlarla paylaşmıyor, belki paylaşabilseydi sonuçlar farklı olabilirdi.

Başarılı oldukları için seçilen 10 seçkin mühendis her türlü zorluğa, engele, imkansızlığa rağmen bir liderin yönetiminde hedefe gitmelerini gözyaşları içinde izledim. Filmi seyrederken her saniyesinde hırslandım. Onlardan biri oldum.

Bu mühendisler hayatlarında hiç araba üretmemişlerdi. Tren üretmişlerdi. İlk başta kimse araba üretebileceğine, hemde 130 gün gibi kısa bir zamanda, bir hayal olarak bakıyordu. Önce bir adet araba üretilmesi planlanırken, sonra 10 gün kala ikinci bir araba üretilmesi emrediliyor. Biri siyah, biri beyaz olarak.

İnsanın mücadelesinin, inancının, azminin en güzel örneklerini Kurtuluş Savaşındaki kahramanlık öykülerine benzer bir hikaye ile sunulması bu filminin seyrini doyumsuz yapıyor.

Günümüzde iş hayatında bireysellik ön planda iken takım olmanın, takım olarak bir şeyler başarmanın keyfini, gururunu bizlere yaşatıyor. Birbirinden farklı karaktere, hayat görüşüne, inanca sahip bu 10 farklı ama başarılı mühendis uyumadan, eve günlerce gitmeden, para bile düşünmeden bir liderin inancı ile sınırsızca çalışıyorlar. Şirketlerdeki yöneticilerin ekipleri ile birlikte seyretmesi gereken eğitici olduğu kadar öğretici bir film. İnanç, motivasyon, takım ruhu gibi bir çok konuda eğitici bilgiler ve örnekler içeriyor. Sanırım liderlik böyle birşey.

Mustafa filminde Atatürk’ü izlerken bir kere daha hayran kaldım. Biz de şirketlerimizi böyle bir ruhla idare edebilsek, elemanlarımıza kendilerinin inanmadığı, başaracağına kesinlikle inanmadıkları hayalleri hedeflere dönüştürebilsek, ne harikalar yaratabiliriz.

“Devrim Arabaları” Türk sinemasının ne boyuta geldiğini en güzel şekilde gösteren, ülkemin insanı ile gurur duymamı sağlayan, her yöneticinin ekipleriyle birlikte kesinlikle seyretmesi gereken bir ibret ve başarı öyküsü.

Ben ülkemle, insanımla gurur duyuyorum. En büyük düşmanımızın kendimiz olduğunu düşünüyorum. Hırsımızı, kıskançlığımızı, korkularımızı, güven eksikliklerimizi, bu ülkeye mal etmeden ülkemizin geleceği , başarısı , çocuklarımızın geleceği için birlik ve beraberlik içerisinde aklımız ve kalbimizle pozitif düşünce üreterek yarınlarımızı güvence altına almalıyız. Devrim Arabalarında medyanın ülkemiz üzerinde etkisini görmemiz açısından önemli bir örnek. Medyaya ülkemizde büyük görevler düşüyor.

Önemli olan birey olarak da ülke olarak da ilerlememiz. Bu filmler kafamızdaki kadar mükemmel olmayabilir. Ama bir başlangıç. İlk önderimiz Mustafa Kemal Atatürk beni unutmayın derken ben bunu anlıyorum. Ne mutlu Türküm diyebiliyorum. Onun izinde daha iyiye, daha doğruya, hayallerimize ulaşabileceğimize inanıyorum. Türk sinemasının nereden nereye geldiğini görünce, ülkeme ve ülkemin insanına olan inancım bir kat daha arttı.

Başkalarının fikirleri, inançları, önyargıları ile haraket etmeyin. Hem Mustafa, hem de Devrim Arabaları filmine ilk fırsatta gidin. Özelikle Devrim Arabaları filmini çocuklarınızla birlikte seyredin.

Sevgilerimle,
Taner Özdeş

Comments powered by CComment

Bize Ulaşın

Halim Meriç İş Merkezi Cemal Sururi Cd. No:25/18 Şişli İstanbul

  • dummy0532 255 97 82

E-Bülten

E-posta adresinizi girin, size daha fazla bilgi gönderelim...

Ara