Budapeşte - Viyana - Prag Seyahatim!

Bu sene ailece çocuklarla beraber şeker bayramında kültür seyahati yapalım dedik.Çocuklarımızın dünya kültürlerini tanımasının ve anlamasının ilerki hayatları için önemli olduğunu düşünürüm.

Yurtdışına gitmemizin en önemli unsurlarından biri huzurlu, sakin, insanların birbirlerine saygı gösterdiği bir ortamda bulunmak, iyi hizmet almak ve değişik kültürler ile tanışmak.

Alışveriş yapmak eskiden seyahat etmenin önemli nedenlerinden biriydi. Artık yurtdışında olup da bizde olmayan bir şey kalmadı. Fiyat farkı var ama ülkemizde herşey mevcut. Prag, Viyana, Budapeşte’de kültür dolu bir hafta geçirdik.

Budapeşte’nin nufüsü 1.200.000 ve gelen yıllık turist sayısı 25 milyon. Ülkemize ise kültür turizmi için gelen turist sayısının toplamı 10 milyonu geçmez. Bunun en önemli sebebi ülkemizin turistlere deniz, kum,ucuz fiyat ile pazarlanması.

Bu üç ülkede en ilgimi çeken nokta kendilerini çok iyi pazarlamalarıydı. Herşey turistler için düşünülmüş. Ulaşım çok kolay, metro sistemi çok gelişmiş. Her yer birbirine yakın. Kafeler, kiliseler, sokaklardaki ressamlar, parklar,köprüler, herbiri çok iyi konumlandırılmış, turisti rahat ettirmek için düzen sağlanmış. Prag ‘ın üzerinden 70 metre yükseklikten balonla bu şehri seyretmek inanılmaz bir duygu. İstanbul’da da bu yapılamaz mı?

Yutdışında dikkatimi çeken alışveriş merkezlerinin sayısının sınırlı ve çoğunun şehir dışında olması. Ülkemizdeki alışveriş çılgınlığı yaşanmıyor. Dünyanın en çok turist çeken şehirlerinde niye bizdeki kadar alışveriş merkezi yok? Bence düşünmeliyiz.

Budapeşte’de çok ünlü bir restoranta gittik: “Cafe Kör”. Çok sade bir restoran, ancak rezervasyon yapmadan yer bulmanız imkansız. Macar mezeleri, macar usülü et yemekleri menüdeki ana seçeneklerdendi. Garsondan şarap istediğimde sadece macar şarabının ikram edildiğini öğrendim. İçince de hak verdim. Ne akıllıca bir pazarlama. Bu şekilde pazarlanmasaydı belki de hiç macar şarabı içmeyecektik.

Pronto Tour ile gittik. Kimsenin birbirini tanımamasına rağmen hiç bir şey aksamadı. Beni rahatsız eden diğer bir konuda yurtdışında Türkler birbirlerini gördüklerinde selamlaşmayı bırakın, birbirlerini görmekten kaçınırlar.

Turdaki rehberimizin şu sözü çok anlamlı geldi: “Biz Türkler çok güçlüyüz, bakın biz içten yıkmaya çalışıyoruz, yabancılar da dışarıdan, ama bir türlü yıkılmıyoruz.” Servis kalitesi iyi olmakla birlikte garsonlar kesinlikle taviz vermiyorlar. Kuralları ihlal etmiyorlar. Özel muamele yapmıyorlar. Viyana’nın en ünlü Figlmüller Schnitzel Lokantası’na gittik. Yer yoktu. Beklemekten başka çaremiz yoktu. Bir çok insan sokaklarda bekliyordu. 15 dakika sonra yerimiz açıldı. Türkiye’de aynı sabrı gösterirmiydik?

Türkiye kendini turizm konusunda akıllıca pazarlamalı, kum, deniz, ucuz fiyat cenneti olarak değil, kültür turizmi olarak. Buna göre herşey planlanmalı. Sahiller, cafeler düzenlemeli; ulaşımdan, turist merkezlerine kadar herşeyi planlanmalı. Servis elemanı ve sevis kalitesini artırmalı. Devlet de bu konuda yapılacak yatırımları desteklemelidir.

Bu seyahatten etkilenmiş ve mutlu olarak geri döndük. Cumartesi akşamı yorgun bir şekilde ülkemize dönmemize rağmen Pazar günü sosyal sorumluluk projesi Toyp ile ilgili olarak bazı çalışmalaryapmam gerekiyordu. Ban iletilen en başarılı 5 projeyi incelemeye başladım. Girişimcilik kategorisinde yarışan İzzet Ressam’ın öyküsü ilgimi çekti. İzzet Ressam 27 yaşında girişimci ruhu ile Tayland’da tekstil işi yaptıktan sonra ülkesine geri dönüyor. Arkadaşının bir tanıdığı vasıtası ile tanıştığı “Gelinim Olurmusun” yarışma programının haklarını aralarında İtalya da olmak üzere bir çok ülkeye pazarlıyor.

Sabah kalkar kakmaz hemen kendisini aradım. Bana öyküsünü anlattı. Bu başarılı genç girişimcinin ülkemizin yurtdışına açılmasında birçok projeye imza atacağına yürekten inanıyorum. Bu yazıyı sizlerle paylaşırken İzzet Ressam Türkiye’nin En Başarılı On Genci yarışmasında Girişimcilik kategorisinde 1. oldu

Seyahat bana bir kez daha Türkiye’nin geleceğinin aynı gezdiğimiz ülkelerde olduğu gibi başarılı pazarlamadan geçtiğine inandırdı, tekstil markalarımızı, kültürümüzü, yemeklerimizi, tarihimizi, turizmimizi doğru bir strateji ile yurtdışına açmalıyız.

İzzet’ e Satışın 10. Altın Kuralı kitabımı hediye ettim. Bakarsınız kitabımı da dünyaya pazarlar. Bugün 27 yaşında bir genç bir TV programını pazarlayacak kadar kendisine güveniyorsa ve bunu başarabiliyorsa, ülkemizdeki tüm girişimcilerinde aynı kararlılıkta aynı başarıyı elde edeceğine kalben inanıyorum

Sevgilerimle,
Taner Özdeş

Comments powered by CComment

Bize Ulaşın

Halim Meriç İş Merkezi Cemal Sururi Cd. No:25/18 Şişli İstanbul

  • dummy0532 255 97 82

E-Bülten

E-posta adresinizi girin, size daha fazla bilgi gönderelim...

Ara