Babamla “ Değerli Yönetici “ ile Sohbet!

Röportajlar serime devam ediyorum. Konuğum, bu sefer babam... İnsanın babası ile böyle bir söyleşi yapması inanın gurur veriyor, ancak hüzünlenmemek elde değil. Okurken babamın yarım asırlık başarı dolu kariyeri gözümün önünden geçti. Tek kelime ile muhteşem bir kariyer !

Babam olduğu için değil, küçüklüğümde yanında staj yapan, yaptığı bir çok işlere tanık olan bir kişi olarak hayran olmamak elde değil. Babam bugün 70 yaşının üstünde ve aktif olarak çalışmaktadır. Sanırım bu çalışma hırsı ve isteği aile genlerimizde var. Babamla bir çok ortak noktamız var. Çoğu çocuk babasını geçmek için yarışır. Ben sanırım büyütülüş tarzımdan dolayı hiç bir zaman böyle bir şey hissetmedim. Babamla hep gurur duydum ve onu örnek aldım.

Babam, BP sonrasında Mensucat Santral, Kom mayoları, İGS, Zetip, Hazet , Ceylan Tekstil, Ataks Tekstil, Akdeniz Tekstil v.b. bir çok büyük şirkette tekstil işi ile uğraştı. Tekstil konusunda babamdan yeterince yararlanılmaması beni hep üzmüştür. Tekstil ihracatı konusunda Türkiye’de öncü isimlerden biridir. Bunun dışında çok sosyal bir kişiydi. Birçok STK’da görev aldı. Rotary Eminönü Başkanlığı, Lions Başkanlığı, Galatasaray Klübü Divan Üyeliği, Türkiye Giyim Sanayiciler Derneği Kurucusu ve Başkanlığı.

Bir anlık kararı ile profesyonel kariyerini bırakarak kendi işini kurdu - bu aslında hayatında çok önemli bir dönemdi. Kendi işinde yaşadığı bir çok talihsizlik sonrasında tekrar profesyonel hayata döndü. Şimdi de yönetim danışmanı olarak halen çalışmaktadır. Bugün Türkiye’de babam gibi yönetici profiline çok rastlayamazsınız. “Önce Kom giyilir...” Bunu halen hatırlıyorum. Kom mayosundaki üstün başarısına şahsen tanık oldum. İşindeki ciddiyeti, çalışkanlığı, patron gibi yönetmesi, detaylara ve planlamaya verdiği önem. En önemlisi, hayatta gördüğüm en dürüst insan. Dürüstlük bugün iş hayatında bir numaralı meziyettir. Birlikte çok çalışmak isterdim. Ama kısmet değilmiş.

Babam herkese sorduğum merak dolu zor soruları samimi ve açık bir şekilde cevaplamış. Bu röportajı özellikle kariyerine yeni başlayan girişimcilerin okumasını tavsiye ederim.

“Bana tüm profesyonel ve sosyal hayatımı tekrar hatırlatmak, tartmak ve değerlendirmek fırsatını yarattın, teşekkürler. Suallerine gelince, sırayla cevaplandırmaya çalışacağım, ancak bazı konular birbirleriyle çok ilgili olduğundan karışabilir ama tümüyle okunduğunda daha doğru algılanacaktır.”

Kariyerinden bahsedermisin?
Profesyonel hayatıma, 1965 yılında, tek bir yönde sivrilmek, ancak fokus olduğum konularda derinleşmek,diğer konularda ise, kontrolü elinde tutacak şekilde kendini yetiştirmek ve gurup çalışmasını organize edecek bir yapıya ulaşma felsefesi ile başladım. Planlama ve satış/pazarlama ana hedeflerimdi. Nitekim 10-12 sene sonunda,bu gelişme, beni Genel Müdürlüğe taşıdı. Aradaki kısa devreler hariç, bu süreç 5-6 şirkette devam etti. Bilahare bu bilgi ve deneyimle, 2000 den sonra "yönetim danışmanlığına" başladım, hala da aralıklarla devam ediyorum.

İş hayatında 30 sene öncesine göre ne değişti?
Çok zor bir sual. Bunda ben mi amaçlanıyorum yoksa ortam mı pek anlayamadım.Ben ise, tabiiki olgunlaştım; bugün, yaptığım doğruları ve yanlışları daha iyi yargılıyabiliyorum. Ortam ise, o kadar globalleşti ki, kendimi buna göre yönlendirmeye çalışıyorum.

Türkiye tekstilde niye kendi markalarını yaratamıyor?
Marka yaratabilmek çok büyük bir deneyim ve yapılaşmayı gerektirir. Bugün maalesef koleksiyon yapmakla, marka karıştırılıyor. Koleksiyon yapıp herkese dağıtabilir veya seçtirebilirsin; ancak markayı sadece kendin pazarlamak zorundasın.Bu riski alanlar marka yaratabilir.

Kariyerinde geriye dönseydin, neyi farklı yapardın?
Bugüne kadar eksik veya yalnış yaptıklarımı tekrarlamamaya gayret ederdim.Mesela muvaffak olmuş profesyonel çizgimin dışına çıkmaz, aynı yönde daha başarılı olma alternatiflerini denerdim.

Tekstil sektöründeki yeni girişimcilere ne önerirdin?
Abartmadan ve dağılmadan, öncelikle pazarın ve ikmal noktalarının bugünkü durumunu çok iyi tespit ederdim. Bilahare orta ve uzun vade trendlerini ve talebi anlamaya çalışır, yatırım ve yaptırımlarını ona göre yapmaya ve yönlendirmeye çalışırdım.

Dünyada teskstil sektöru nereye gidiyor?
Bu başlı başına geniş bir konu ve cevabını bulmak zor.
Artık objektif değil sübjektif değer ve kararlar hakim. Giyim tarzı ve zevkler çok değişti,bunu yakalamak gerek.Ancak bir konu çok mühim :herkesin yaptığından değişik bir şeyler yapmak ve rekabetin dışına çıkmağa çalışmak gerek.Dünya da bunu yapmaya soyunuyor.

Bugün tekstil ile uğraşan KOBİ'lere ne önerirdin?
Kobilerin işi zor, finansman imkanları dar ve devamlı destek ve korunma talep ediyorlar. Bugünkü realitelere ters bir durum zira yenilik ve değişikliklerin bu koşullarda gerçekleşmesi imkansız gibi.

Bugün iş hayatına giren gençlere ne önerirdin?
Önerim kendi deneyimlerim. (1) maddeyi okumalarını ve kendilerini bu şekilde forme etmelerini öneririm. Sıradan olmamak, farklılık yaratabilmek onların hedefi olmalıdır. Bir yabancı lisan hatta iki onların yarınlarında olmazsa olmazdır. Bu arada şans faktörünü de göz ardı etmemek gerekir.Ancak insanların kendi şanslarını yarattığını düşünürsek öncelikle alt yapılarını oluşturmaları gerekir.

Bugün kariyerine yeniden başlamış olsaydın, yine tekstil sektörünü mü seçerdin? Hiç başka bir şey düşünmezdim.

Türkiyenin önde gelen şirketlerini yönettin , stilin lider yönetici mi yoksa sadece yönetici mi?
Lider olmak yetenekten öte bir kaabiliyet, bir beceri. Öğrenilerek kazanılmaz. Yöneticilik vasfım beni bugünlere getirdiğine göre kendime yönetici diyebilirim. Ancak çok şirkette ve sosyal hayatımda liderliğe soyundum ve başarılı oldum; ama yine de yönetici diyebilirim.

En büyük hayalini neydi? Gerçekleşti mi?
En büyük hayalim,dünya çapında, Amerikan ve Japonyanın en önemli şirketlerinin de ortaklıkları ile kurulacak büyük kapsamlı tekstil entegrasyonunu (Elyaf-İplik-Dokuma /Örme/Trikotaj,Terbiye-Boya ve baskı-,Konfeksiyon ) kurmak ve yönetmekti. Proje bazında başlanılan bu girişim, ortaklıkların da gerçekleşmesi, arazinin alınması, makina parkının % 80 nin tespiti ve alınması seviyelerine gelmesine rağmen bazı olumsuzlukların ortaya çıkması ile başarılamadı.

En büyük başarısızlığın neydi? Bu başarısızlık kariyerini nasıl etkiledi? “ELTE” adında bir şirket kurdun, ama isler istediğiniz gibi gitmedi.. Her başarılı yönetici, kendi işini aynı başarılı şekilde kurabilir mi?

En büyük başarısızlığım, profesyonel yönetici kimliğimden soyunmak ve ortak olarak bir şirkete iştirak etmem oldu. Eğer bir kariyerde başarılı iseniz, onu daha iyi ve mükemmel yapmak için çalışın. Ancak öz sermaye ve finansman konularında hazır değilseniz veya başkalarına güvenerek yeni bir şey denemeyin. Bu bana 5 yıl ve para kaybının dışında hiçbir şey getirmedi.

Kendi işini yapmak ile, başkasının işini yönetmek arasında ne fark var ?
Buna objektif bir cevap vermem mümkün değil, zira benim amatör yönüm ağır bastığından her işi kendi işim gibi yönettim. Belki de muvaffakiyetin nedeni budur.

Oğlum, yukarıdaki bilgiler belki benim hakkımda bildiğin ancak dağınık bir sürü konuyu, özeleştiri mantığı ile açıklamam sayesinde biraz daha netleşti. Bu arada bir takım tavsiye ve öneriler de bunu okuyanlara yarınları için faydalı olabilir kanaatindeyim. Başarılarının devamı dileklerimle,

Bende babama bu değerli bilgileri siz değerli okuyucularımla paylaştığı için teşekkür ederim.. Bende ona layık bir evlat olmaya gayret ediyorum..

Sevgilerimle,

Taner Özdeş

Comments powered by CComment

Bize Ulaşın

Halim Meriç İş Merkezi Cemal Sururi Cd. No:25/18 Şişli İstanbul

  • dummy0532 255 97 82

E-Bülten

E-posta adresinizi girin, size daha fazla bilgi gönderelim...

Ara