İnsanlara Kendinizi Nasıl Sevdirirsiniz?

Dünyada bir insan yoktur ki, sevilmek istemesin. Sevilmek ve beğenilmek, mutlu olmak kadar önemlidir. Belki de şöyle bakabiliriz; sevildiğimiz, beğenildiğimiz için mutlu oluyoruz veya beğenilmek ve sevilmek için kendimizden fedakarlık edip, başka bir kişiyi oynuyoruz.

Benim felsefem şu: ister iş, ister özel, ister sosyal hayatımda içimden geldiği gibi davranmak, düşündüğümü içten ve direkt söylemek. Buna özgüven veya cesaret diyenler olabilir veya negatif düşünce ile ukala, kibir, kendini beğenmişlik.

Böyle davrandığınızda insanlar bana kırılmıyor mu? Evet. Bana kızmıyorlar mı? Evet. Alınmıyorlar mı? Evet. Bana karşı ilk etapta bazen önyargılı olmuyorlar mı? Evet. O zaman niye yapıyorum? Cevabı çok basit: Kendim olmak için, kendimi sevdiğim ve beğendiğim için. Diğer yandan “dürüst, samimi ve içten” olduğum için, karşımdaki kişinin iyiliğini düşündüğüm için. Aksi takdirde herkese sahte, yalan dolan davranmak veya haketmediği övgü/iltifat etmek dünyanın en kolay işi. Buna çıkar, menfaat, ikiyüzlülük de denebilir.

Bana göre en doğrusunu Elenor Roosevelt söylemiş: “İçinizden ne geliyorsa öyle yapın- nasıl olsa biri çıkıp sizi eleştirecek. Yapsanız da size lanet okurlar, yapmasanız da.”

İnsanlara kendinizi nasıl sevdirirsiniz veya sevmelerini sağlarsınız? İnsanlara kendinizi sevdirmek o kadar zor değil. En azından ben kendi tecrübelerimi ve gözlemlerimi paylaşacağım. Önemli olan kendinize uyan, yakışan ve taşıyabileceğiniz bir imaj ve tutum seçmeniz.

Çoğu insan beğenmek, sevmek, ilişki kurmak ister ama korkar. Neden? Reddedilme korkusu, ego, özgüven eksikliği, kıskançlık, inançlar, yetiştiriliş tarzımız (aile öğretisi) ve birçok başka sebepler.

Benim 18 ve 19 yaşında iki oğlum var. İkisinin de ilişki kurma, arkadaşlık yapma stilleri farklı. Ama benim onlar hakkında gözlemim ikisinin de ne istediğini bilmesi ve ona göre arkadaş ve çevre seçmeleri. Temelde ne yaparlarsa yapsınlar, özgüvenlerini artırıcı aktivitelere katılmalarını teşvik ediyoruz. Bunun dışında eşimin ve benim bilinçli çabalarımız her iki oğlumuzun da özgüvenlerini artırmalarına destek oluyor.

Özgüven, aile görgüsü, okul eğitimi ve yetiştirme biçimi ile gelişir; kişi kendisine ve dünyaya daha güvenli bakar. Bu da o kişinin tavır ve tutumlarını pozitif etkiler.

Sevilmek konusunda belli stratejilere geçmeden önce bilmeniz gereken “sevilmek için öncelikle sevmeniz lazım” olduğunu bilmenizdir. Karşılıksız, menfaatsiz, çıkarsız, o kişiyi gerçekten o kişi olduğu için sevmeniz. Kıskançlık sevginin önünde büyük bir engeldir. Eşit şartlara sahip olmamak (aile, çevre, okul, yaşam tarzı, mali durum) insanlarda, eğer duygularını kontrol edemezlerse ve bakış açılarını değiştirmezlerse, kıskançlığa sebep olur.
Kıskanç ve kendilerinde kusur bulan insanlar genelde negatif, saldırgan ve sürekli karşılarındaki kişileri eleştiren bir tavırda olurlar.

Küçüklüğümde her türlü arkadaşım vardı; çok zengin, çok ünlü, orta halli, maddi durumu iyi olmayan. Bu arkadaşlıkları hep bir dengede yönettim. Beklentilerimi ve karşımdaki kişinin benimle olan beklentisini doğru konumlandırdım. Temelde hep düşünceli, empatik, duyarlı, esnek, gerektiğinde şaka kaldıran bir tutum ve tavıra sahip olmaya gayret ettim.

Avusturya Lisesi’nde okurken işinden dolayı babam sık sık yurtdışına gittiği için bana yurtdışından marka kıyafetler getirirdi. İthalat serbest olmadığı için Converse marka ayakkabı veya marka bir T-shirt giymek insanların size bakmasına sebep oluyordu. Bir gün sınıf arkadaşlarımla okul bahçesinde basket oynarken tam topu sürerken birden gözüme bir sınıfın camından birşeylerin sarkıtıldığı çarptı. Gittikçe aşağıya doğru uzayarak inen bir çok spor giyim eşyası, çorap, ayakkabı dikkatimi çekti. Bir daha dikkatli baktım. O da ne? Bunlar babamın bana yeni getirdiği Converse marka uniforma, ayakkabı ve çoraplarımdı. Siz olsaydınız ne yapardınız ? Ben mi ne yaptım? Herkesle birlikte katılarak güldüm!!!”

Halen çok yakın arkadaşlarım fırsatını bulunca benimle uğraşırlar. Geçen akşam yeni açılmış popüler bir restorana gittik. Benim siparişlerim uzun süre gelmedi. Ben de en sonunda patates kızartması söyledim. Patatesim geldiğinde çok beklemiş ve acıkmıştım. İştahla yemek isterken, yakın bir arkadaşım garsonun elinden patateslerimi kaptı. Masada herkes elden ele dolaştırarak patatesimden almaya başladı. Nerdeyse çoğu bitmişti. İşin komiği o patates benim de değildi, yanımdaki başka bir arkadaşımındı. Ne mi yaptım ? Hep beraber güldük. Bu durumlarda arkadaşlarınıza surat yapabilir, kızabilir, söylenebilir, veya mekanı terk edip küsebilirsiniz.

İnsanın hayatta üzerinde tek hakikimiyeti olan konu düşüncesi (inanç, tutum) ve tepkisidir. Vermiş olduğunuz tepkiler sizin kişiliğinizi belirler. Çoğu insan bu tepkilerini bir noktaya kadar frenleyebilir, ama bazen de patlayarak herkesi hayrete düşürebilir.

Sevilmek mi istiyorsunuz? Yüksek mizah gücü, kendinizle bile dalga geçebilme cesareti, esnek, hoşgörülü, düşünceli, anlayışlı bir tutum. Bunlara sahip olmanız insanların gözünde sizi cazip kılacaktır. Buna "karizma" bile diyebilirsiniz.

Beğenilen insanlar daha mı çok sevilir? Bence evet. Yapılan araştırmalarda, bir insanı ne kadar sevdiğimiz, fiziksel görünümü hakkında düşüncelerimizi de değiştirdiğini ve bu yüzden çekici bulduğumuz birini sevmeye daha meyilli olduğumuz ortaya çıkmış.

Yeni tanıştığınızda ilk izlenim insanların sonrasında size karşı davranışlarını belirleyecektir. İlk izlenimdeki imajınız, duruşunuz, yürüyüşünüz, el sıkışınız, jestleriniz karşınızdaki kişinin sizin hakkınızda bir tutuma sahip olmasını belirleyecektir. Bu izlenimlerde ne kadar iyi bir etki bırakırsanız, o kadar sevilirsiniz. İlk etkinin kusursuz olması için bir numaralı çok kolay taktik: Gülümsemek! Gülümsemek dört güçlü şeyi simgeler: Özgüven, mutluluk, coşku, ve en önemlisi kabul.

Diğer insanların sizin hakkınızda başkalarına ne söylediği, yani referansınız, diğer insanların size karşı tutumlarını belirler. Bir davette sizi bir arkadaşınızın diğer insanlara övgü ile bahsederek tanıştırması, diğer insanların sizin hakkınızda - sizi yeterince tanımasa bile - olumlu düşünmesini sağlar. Bu yüzden, eğer herhangi biri üzerinde iyi bir etki bırakmak istiyorsanız, o insanın sizin hakkınızda olumlu sözler duyması, sizin yararınıza olacaktır.

Tutkulu, coşkulu tavırlara sahip olmak da karşınızdaki kişilerin sizden etkilenmesini sağlayacaktır. Ama yine de bunun kibir, kendini beğenmişlik, ukalalık ile karıştırılmaması için dikkatli olmanızda fayda var.

Karşımızdaki kişi ile ilk tanıştığınızda o kişinin iletişim modeline göre iletişim kurmanızda fayda vardır. Aksi takdirde kişi sizden ürkebilir veya samimiyet kuramaz. Bu konuda benim tercihim mümkün olduğu kadar karşımdaki kişiye güven vermek, açık ve samimi davranarak (kendim olarak) bana karşı açılmasını sağlamaktır. Bazı kişiler bu konuda şüphe, kuşku duyabilirler, o nedenle bu tür kişilerle mümkün olduğu kadar ilk etapta konuşmayı onların yapmalarına fırsat verin, hatta ilgiyle dinleyerek cesaret verin, teşvik edin. Çoğu insan (ben kesinlikle bu kategoriye girmiyorum) ilişkinin başında çekingen davranır ve karşınızdaki, sizin onunla nasıl ilişki kurduğunuza bağlı olarak, ya daha çok yakınlaşır ya da sizden uzaklaşır. Karşınızdakinin size olan ilgisinin düzeyini, buluştuğunuz insan değil, sizin davranışlarınız belirler.

Bunun için hoşlanmadığınız insana, hoşlandığınız insana davrandığınız gibi davranmanmaya çalışın.

Farklı kişiliklerle, özelikle zor kişiliklerle, baş etmesini öğrenmelisiniz. Dünyada insanları kolay veya zor insan yapan bizim onlara karşı düşüncelerimiz ve tavırlarımızdır. İnançlarımız, düşüncelerimizi, düşüncelerimiz ise davranışlarımızı belirler. Bazen ilk defa tanıştığımız, veya tanıştırıldığımız kişi ile daha konuşmadan aramızda oluşan olumlu veya olumsuz elektrik (buna kimya da diyebilirsiniz) bizim önyargılı davranışlarımızdan kaynaklanır. İnsanlar temelde kendileri gibi olan insanlarla arkadaşlık yapmak isterler. Güzel görünen bir insan, bazen çekici olmayan bir insanın huzursuz olmasına sebep olabilir.

Bir insan sizi, onu nasıl hissettirdiğinize bağlı olarak sever. O nedenle ilk tanıştığınız insanlara ne kadar sevecen, önyargısız, içten, samimi davranırsanız, o kişinin sizi o kadar sevmesine sebep olursunuz. Yalnızca birine, onun olağanüstü göründüğünü söylemek bile onu iyi hissettirir ve sizi iyi gösterir. Bir insanın karşısındaki kişiye iltifat etmesi o kişinin ne kadar yüksek özgüveni olduğunu gösterir. İnsanlar, özgüveni yüksek, kendinden emin insanları sever!

Konuşurken karşınızdaki kişinin gözlerine bakmak da karşınızdaki kişinin size karşı iyi duygular beslemesini sağlar. Karşınızdaki insanın gözlerine bakmanın, onun size aşık olmasına sebep olabileceğini biliyor muydunuz? Bir araştırmada , iki karşı cinsten birbirini tanımayan yabancı kişiye yalnızca birkaç dakika birbirlerinin gözlerine bakmaları söylendi . Bu kısa sürenin bile insanların birbirleri için tutkulu duygular beslemek için yeterli olduğunu ortaya çıkardı.

Daha öncede söylediğim gibi, insanlar kendilerine benzeyen, kendileri gibi davranan insanlara güvenir ve severler. Hatta çekici bulurlar. Ancak bu kuralın bir istisnası vardır, kimse mutsuz, öfkeli, karamsar bir insanla zaman geçirmek istemez. Hepimiz, pozitif, mutlu ve neşeli, hayatla barışık insanları arar, sever ve beğeniriz. Neden mi? Çünkü bizim de tek istediğimiz budur. Başkalarında bu arzu edilen ruhu görmek onları daha çok sevmemize sebep olur. Tıpkı güven gibi, hayata pozitif bakan kişiler, insanları mıknatıs gibi kendilerine çekerler.

Son olarak insanlara karşılıksız iyilik yapmak – bana göre - insanların sizi sevmesi için en önemli sebeptir. Karşımızdaki kişiye menfaatsiz, çıkarsız, karşılık beklemeden, sadece ona yardım etme düşüncesi ile çaba sarf etmek, insanların sizin hakkınızda olumlu düşünmesine, sizi her ortamda övmelerine, olumlu referans vermelerine sebep olacaktır. Böyle bir ün sizi diğer insanların gözünde cazip kılacak, sizi sevmelerine sebep olacaktır. Bir insanın sizin ne kadar içten birisi olmanızı düşünmesini istiyorsanız, onun için birşeyler yapmaya çalışın. Bir insanın sizin samimi olduğunuzu düşünmesini istiyorsanız, kendinizden, duygularınızdan bahsedin. Ne kadar çok özel konu konuşursanız, karşınızdaki kişinin size o kadar hızlı güvenmesine, hatta sevmesine sebep olursunuz. Karşınızdaki kişide güven uyandırmak istiyorsanız, diğer önemli bir konu, verdiğiniz sözleri tutmanızdır!

Her insan sevilmek, beğenilmek, mutlu olmak, çevresi ile rahat ve hızlı ilişki kurmak ister. Bunun sırrı kendimizin diğer insanlara ne kadar değer verdiği, iyi hissettirdiği, ne kadar anlayışlı, hoşgörülü, ulaşabilir bir kişi olması ile direkt orantılıdır. Bu konuda kendinizi geliştirmek isterseniz, öncelikle yapmanız gereken kendinizi tanımak, kendinizle barışık olmak, insanlara karşı verici, dürüst, samimi, içten olmaktır .

“Kendinize nasıl davranılmasını istiyorsanız, sizde insanlara öyle davranın.”

Hayatta başarının sırrı önce kendimizi sevmekten geçer. Kendimizi sevmezsek ve beğenmezsek karşımızdaki insanlara sevgi ve güven veremeyiz. Bu konuda ailelere çok büyük sorumluluk düştüğünü de eklemek isterim. Herşeyin temeli ailedir !

Şu güzel sözlerle yazımı bitirmek isterim :
“ Generosity is NOT a luxury of a success, its a formula for Success!!”
“ Cömertlik başarı için bir lüks değil, başarının formülüdür !”

Sevgilerimle
Taner Özdeş

Comments powered by CComment

Bize Ulaşın

Halim Meriç İş Merkezi Cemal Sururi Cd. No:25/18 Şişli İstanbul

  • dummy0532 255 97 82

E-Bülten

E-posta adresinizi girin, size daha fazla bilgi gönderelim...

Ara