Milano Seyahatim ve Oğlumun Eğitimi!

Bu sene değişik sebeplerle sürekli yurtdışına gittim. Her seyahatimde yeni bir şeyler öğreniyorum, daha önce gördüklerimi farklı algılıyorum. Avrupa’nın zengin kültürü, sanatı, tarihi, korunan yapısı, sakinliği ve üstün hizmet kalitesi bu kıtayı cazip hale getiriyor.

Bu seferki ziyaret sebebim İtalyan Lisesi’nde okuyan büyük oğlum Cem’e eğitimine İtalya’da devam etmesi konusunda araştırma yapmaktı. Eskiden hiçbirimiz bu olanaklara sahip değildik.

Cem, 15 yaşından beri yazları staj yapması dışında değişik ülkelere seyahat etme şansı buldu. İlkokulu Alev (Avusturya Liseliler Vakfı) ‘de bitirdi ve bu sene de İtalyan Lisesi’nden mezun olacak. İstediği dalı seçmesi açısından kendisine Yasemin Sungur kariyer koçluğu konusunda destek verdi. Önce hukuk okumak istiyordu, son anda iletişim okumaya karar verdi. Türkiye’de okumak yerine İtalya’da okumak istediğini bize söylediğinde sevinerek kabul ettim. Yabancı okulda okumanın en büyük avantajı yurtdışında sınavsız kabul edilmeniz.

Ben de Avusturya Lisesi’ni bitirdikten sonra Amerika’da okuma konusunda aileme bile danışmadan karar vermiştim. Ne olursa olsun Amerika’da okuyacaktım ve okudum. Yurtdışında okumaya sadece okumak olarak bakmak çok sığ bir bakış açısı olur. Yurtdışında eğitim sistemi ezber yerine düşünmeye ve araştırmaya yönelikltir, öğrenciler üniversite boyunca staj yapma ve çalışma imkanına sahip olmaları dışında tek başlarına yaşayarak hayat deneyimi ve sorumluluk sahibi olurlar. Bunun dışında birçok önemli firma, öğrencilere 2. sınıftan itibaren iş teklifi götürürler. İş bulma konusunda birçok fırsat önünüze çıkar. En az iki yabancı dili ana diliniz konuşursunuz; birçok değişik ülkeden arkadaşınız olur. Kısacası yurtdışında okumak birçok avantaj sağlar. Maddi anlamda yurtdışında devlet ve vakıf okulları vardır. Bu okullardaki ücretler oldukça uygundur. Staj ve çalışarak para kazanma dışında bir çok burs kazanma imkanı da yurtdışındaki okullarda mevcuttur. Dünyanın global bir köy olduğu düşünülürse, Avrupa’nın beşiğinde okumanın kişinin hayatına ne kadar değer katacağını söylemeye gerek yok. Biz ailesi olarak bu fırsatı ona vermek istiyoruz.

Milano’ya gelirken kafamızda 3 okul ( Bolonya Üniversitesi, European School of Economics – Tanrıların Okulu olarak biliniyor - ve IULM) belirlemiştik. Milano deyince aklınıza moda, markalar ve alışveriş gelir. Muhteşem mağazalar, tarihi yerler, meşhur Duomo Kathedrali , restoranlar. Huzurlu bir şehirdir Milano. Ulaşım konusunda metro, otobüs, tramvay, tren ile her yere çok hesaplı ulaşabilirsiniz. Internetin nimetlerinden yararlanarak şehrin göbeğinde oldukça uygun fiyattan bir otel bulduk. Pazar günü geldiğimiz için şehri biraz gezdikten sonra meşhur pizzasını yemek için öğlen tipik bir İtalyan lokantasına gittik. İtalya, Fransa ve Avusturya’da garsonlar size sert veya sevimsiz gelebilir, ama işlerini mükemmel yaparlar. Hizmette kusur bulamazsınız, gereğinden fazla profesyonel davranırlar.

Oğlum o gün Milan- Napoli maçı olduğunu duydu, birlikte gitmeye karar verdik. Stada geldiğimizde Milan’ın o muhteşem stadı ile karşılaştık. Sıraya girdik, sıra bize geldiğinde sadece Milano’da oturan kişilerin bu maça girebileceğini öğrenince çok şaşırdık. Napoli’nin kavgacı taraftarlarının bu maça girmesini engellemek için Milano vatandaşı dışında kimseyi stada sokmuyorlardı. Aynen geri döndük. Tramway ile şehri gezme imkanı bulduk. Tramwaylarda herkes aldıkları biletleri kendileri bilet makinalarına okutuyorlardı. Hervşey dürüstlük ilkesi ile çalışıyordu. Türk öğrenciler arasında risk alarak biletsiz yolculuk yapanlarda oluyordu.

Akşam oğlum daha önceden okuldan tanıdığı Milano’da yaşayan arkadaşlarına ziyarete giderken eşimle tadı damağımızda kalan İtalyan restoranına tekrar gittik. Oğlumun girişken oluşu ve kendisine özgüvenini görmek benim açımdan çok sevindiriciydi. Hem Milano, hem de Bolonya’daki tüm bu organizasyonları kendisi yaptı. Bizden hiç destek almadan ..

Ertesi gün Duomo klisesini gezdikten sonra hızlı tren ile Bolonya Üniversitesi’ni ziyaret etmek üzere yola çıktık. Bolonya tam bir üniversite şehiri. Bunun dışında göze çarpan birşey yok. Devlet okulu olması sebebiyle yıllık ücreti 1,500€ . Ancak bunun dışında bir çok şeyi kendi başınıza halletmeniz gerekiyor. Okula gittiğimizde bize bilgi verecek birisini bile bulamadık. Cem’in kendi okulundan mezun olmuş bir arkadaşı vasıtasıyla etrafı gezdik. İçimize çok sinmedi. Akşamüstü yine hızlı tren ile geri döndük. Trende Cem yanındaki bir kız ile konuşmaya başladı. Bu arada Cem İtalyancaya çok hakim idi. Bu da bizi çok mutlu etti. Kızdan akşam için tipik bir İtalyan lokantası tavsiye etmesini istedik. “Catina della Vetra” lokantasını tavsiye etti. Yemekler ve Toskana şarabı mükemmeldi. Çok iyi zaman geçirdik. Yürüyerek otele geri döndük.

Son gün için 2 okul ziyaret edecektik. İlk olarak , European School of Economics’e gittik. Stefano Elio D’Anna ( Tanrıların okulu kitabının yazarı) şahsen tanırım. Sevgili dostum Sinan Ergin’in desteği ile bize okulda özel randevu verdiler. Üniversitenin en önemli özelliği her sömester ayrı bir şehirde okuyabilme imkanı – Londra, Newyork, Milano, Roma, Florensa’da aynı dersleri alabiliyorsunuz. Okuldaki öğretmenlerin hepsinin ana dili İngilizce, ayrıca hepsinin bir mesleği var. Sadece akademik hoca istemiyorlar, iş deneyimi veya aktif işi olan hocalar ile çalışıyorlar. Dünyanın önde gelen firmaları ile staj imkanları dışında okul bittiği zaman yine bu meşhur markalar ile çalışma imkanı sağladıklarını söylüyorlar. Kişinin meziyet ve ilgi alanlarına odaklanan bir eğitim sistemi mevcut. İlk seneden sonra isterseniz bölüm değiştirme imkanı var. Sınıflara maksimum 20 öğrenci kabul ediyorlar. Her bölümde 100 öğrenci var. Tanrıların Okulu’nun İngilizce versiyonuda bize hediye ettiler. Bu yeni eğitim sistemi beni etkilediyse de eşim ve oğlumun tam içine sinmedi.

Türkiye’den İtalyada Üniversite yerleştirme konusunda danışmanlık veren Prontoitalia firması ile eşim görüşmüştü. Firma sahibi Nalan Hanım bizim için Paskalya öncesi sınavlar olması sebebiyle zor da olsa Üniversite IULM‘den randevu almayı başarmıştı. İtalya’da okumak için, ciddi bürokratik işlemler konusunda bilen birisine ihtiyacınız olacaktır. Nalan Hanım hem bu okuldan mezun olmuş, hemde uzun yıllar Milano’da oturmanın verdiği bir bilirkişiliği vardı. Üniversiye IULM , gerçekten güzel bir okul. Birçok şirketin ortak katkıları ile kurulmuş bir vakıf okulu. İtalya’nın önde gelen şirketlerine eleman sağlıyor. Bu nedenle burs, staj ve okul sonrası çalışma imkanları çok geniş. Diğer iki üniversiteden sonra burası beni etkiledi. Okul’un fiyatının ilk senesi özel okullara göre oldukça uygun ( 3,000-5,000€ /yıllık). Sonraki sene yabancı öğrenciler İtalyan öğrencileri gibi ailelerin geliri ile orantılı ücret ödüyorlar.

İlk seneden sonra yine bölüm değiştirme imkanı var. 3 yıl okuyarak Türkiye’deki 4 yıllık üniversiteye eş değer eğitim alıyorsunuz. Sonrasında isterseniz akademik kariyer için Yüksek Lisans veya Master yapıyorsunuz. Her şey planlı ve programlı. üniversite ve şirketler elele çalışıyorlar. Avrupa’da araştırma ve inovasyon üniversiteler üzerinden yapılıyor .

Artık dönme zamanı gelmişti. İçimiz rahattı . Kararımızı vermiştik, ama yine de değerlendirmesi ve düşünmesi için Cem’e 48 saat verdik. Bu arada Cem Türkiye’de hem dersaneye gidiyor, hem de özel ders alıyor.

Son zamanlarda basında eğitim konusunda iki tane çıkan demeçi paylaşmak isterim:

Microsoft İnsan Kaynakları GMY Belgin Ertam : " Gençlerde başarı olanlar bigileriyle ve iletişimleriyle (duygu ve bilgi alışverişi ne kadar yapabildiği fark yaratanlardır..) Kendini yenileme, hızlı öğrenme ve bilgiyi iyi süzebilme ise en kritik özelliklerdir.."

Yenibiriş Genel Müdürü Deniz Ceylan Kılıçlıoğlu " Gençlerin en büyük nitelik probleminin ne istediklerini bilmemeleri, ailelerinin ve çevrelerinin beklentileri, gençleri çok farklı noktalara taşıyor. iş beğenmeme, ne yapacaklarını bilememe söz konusu . Araştırmayı ve öğrenmeyi bilmiyorlar. Bizim gözlediğimiz en büyük problemler bunlar..."

Bende yukarıdaki iki açıklamayada sonuna kadar katılıyorum. Bu çağda gençleri doğru eğitmeliyiz, yönlendirmeliyiz, ama kararları onların vermeleri konusunda cesaretlendirmeliyiz.

Milano seyahati benim açımdan keyifli geçti. Oğlum Cem, tüm seyahat boyunca İtalyancasıyla her konuda bize destek oldu. Hem İtalyanca , hem de İngilizceyi akıcı bir şekilde konuşması bizleri çok mutlu etti .

Uçakta gazeteleri hızlıca okudum. 3 gündür gazete okumamıştım. Yine aynı kısır döngüyü okumak beni üzdü; anayasa haberleri, politik gerginlik, güç kavgaları ve futbol. Amerika’da ise dev gibi bir sağlık reformu. Türkiye’nin ileri gitmesi iyi ve eşit bir eğitim sistemi ile mümkündür. Bir ülkeyi yönetenler vatandaşlarına eşit sağlık ve eğitim sistemi sağlamak zorundadır. Bugün bir İngiliz, bir Amerikalı, bir İtalyan, bir Alman veya bir Fransız bizden daha başarılı olabiliyorsa, bunun temel sebebi aldıkları ileri seviyede eğitim ve staj imkanlarıdır. Eğitim, bu ülkelerde vatandaşlara ( her türlü gelir grubuna) eşit imkanlar ile verilmektedir ! Bunun da adı fırsat eşitliğidir.

Ülkemizde, her anne ve babanın en önemli sorumluluğu çocuklarına en iyi eğitimi sağlamaktır. Ancak bu çaba ve fedakarlıkla ülkemiz ileri ülkeler seviyesine ulaşabilir.

Sevgilerimle,
Taner Özdeş

Comments powered by CComment

Bize Ulaşın

Halim Meriç İş Merkezi Cemal Sururi Cd. No:25/18 Şişli İstanbul

  • dummy0532 255 97 82

E-Bülten

E-posta adresinizi girin, size daha fazla bilgi gönderelim...

Ara