Dünyanın Her Yerine Satış Yapan Bir Türk Kızının Hikayesi!

Uçak seyahatlerini çok severim. Bu sene şansıma Sömestir tatilinde Fransa’ya kayak tatiline giderken gidiş ve dönüşte uçakta Özlem Doğan ile yan yana geldik. Her ne kadar kayarken şanssız bir kaza yaşasa da Özlem suratinda gülümseme ile bana kazayı anlattı. Özlem , seyahat boyunca dikkatimi çekti. Kendisinin rahat tavırları, pozitif enerjisi, sosyal davranışları hemen ilgimi çekti. Dönüş yolculuğumuzda kendisi ile tekrar yanyana gelince dayanamadım sohbet etmeye başladım.

Kendisi Kale Seramik’de İhracat Satış Müdürü olarak çalışmaktaydı. Zamanının büyük kısmını uçakta, otellerde ve dünyanın birçok farklı yerinde geçiriyordu. İhracat yapmak zordur. Dünyanın her yerinde farklı kültürlerle ilişki kurmak, diyalog kurabilmek, güven uyandırmak, insanları ikna etmek, ve satış yapabilmek hem de bir bayan olarak gerçekten zordur. Özlem sadece bunları başarmıyor, ayrıca bu yaşam tarzından keyif aldığını anlatıyordu.

Okuyucularım için sana soracağım soruları cevaplayarak merak ettiğim konularda sorularıma cevap verirmisin, dedim. “ Tabii ki “ dedi.

Dünya global bir köy. Teknoloji ve Internet yoluyla dünyanin her yerine malınızı satma imkanınız var. Ama yine iş sonuçta insanda bitiyor. İnsan en önemli rekabet aracı. Seramik gibi rekabetçi bir ortamda, 16 yıldır Kale Seramik firmasını başarılı ile temsil eden Özlem ile yaptığım özel röportaj ilginizi çekeceğini düşünüyorum. Yazının bundan sonraki kısmında kendisine yönelttiğim soru ve cevapları bulacaksınız.

Ben kendisine cesur sorular sordum, aynı samimiyetle Özlem cevap verdi. Umarım beğenirsiniz. Özellikle yurtdışı ile iş yapanlar için çok değerli bilgiler bulacaksınız.

1- Kendin ve işin hakkında kısaca bilgi verirmisin?

1968 Istanbul doğumluyum; Boğaziçi Univeritesi’nde Ekonomi bölümünde lisans, Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Lisansüstü Eğitimi aldım. Öğrenciyken aile şirketimizde başlayan çalışma hayatım sırasıyla Teknik Kauçuk A.Ş, Şark Sigorta ve halen çalışmakta olduğum Kale Seramik A.Ş de devam etti. Ağırlıklı olarak yurtdışı satış, pazarlama ve halkla ilişkiler konularında çeşitli kademe ve konumlarda görev aldım. Son 16 yıldır da Kale Seramik A.Ş de çalışmaktayım.

2- Dünyanın heryerinde satış yapıyorsun, ilk başladığın gün ile karşılaştığında en çok hangi konuda kendini geliştirme imkanı buldum?

Aslında pekçok konuda kendimi geliştirme imkanı buldum diyebilirim. Yalnız ilgili olduğum işle ilgili değil, gözleme imkanım olan diğer birçok işle ilgili ve iş dışı konu oldu. Herşeyden önce çok farklı kültürleri görme imkanım olduğundan , yurtdışı ile iş yapmayan bir insana kıyasla çok daha geniş bir dünya görüş ve anlayışına sahip oldum. Bu anlayış bana bugün en ufak bir konuda bile karar alırken ya da herhangi bir hususu yargılarken çok geniş bir perspektiften bakabilmemi; farklı düşünce ve anlayışta olan insanların ayakkabılarını giyip , duruma ve kişiye özel çözümler ve yaklaşımlar üretmemi sağlıyor.

3- En çok hangi ülkelerle iletişim kurarken kendini rahat veya en çok rahatsız hissediyorsun?

Belki çocukluğumuzdan beri seyrettiğimiz filmlerden, belki almış olduğum eğitimden, Amerikan sistemini ve Amerikalılarla iş yapmayı her zaman daha kolay buldum. Ancak uzakdoğulu ve ortadoğulu firmalarla iş yapmaya başladıktan sonra , bu ülkelere kıyasla Avrupa ülkeleri ile iş yapmanın da nisbeten daha kolay olduğunu söyleyebilirim.Bunda yıllardan beri süregelen aşinalıkların ve coğrafi yakınlığın da katkısı cok tabiki..

4- Başından geçen ilginç satış hikayesi var mıdır?

Belki çok ilginç olmayabilir ama benim için hep önemli olmuş bir hikaye var. Tabiri yerindeyse çömez sayıldığım dönemlerde; randevu bile almanın çok zor olduğu söylenen bir firmanın sahibine tamamen tesadüf eseri telefonla bağlanıp randevu almıştım ve ilk görüşmede çok iyi bir sipariş vermişlerdi. Sonraki yıllarda da önemli müşterilerimizden biri haline geldiler.

5- Dünyanın her yerinde fiyat faktörü en önemli engel mi? Ülkeden ülkeye geliştirmiş olduğun taktik var mi?

Kısa vadeli tek seferlik işlerde fiyat her zaman çok önemli ancak uzun vadeli kalıcı lişkiler kurmada fiyat kadar malın kalitesi,firmanın finansal saglamlıgı, politikalarının stabil olması, verilen servis, muhatap olunan insanlar, firmanın tarihi, ünü, markanın bilinilirliği de önemli etken oluyor. Uzun yıllar yapılan iş birlikteliklerinde alşkanlıklar da önemi rol oynuyor, bazen muhatap olduğunuz kişiler çalıştığınız firmanın ya da aldığınız malın önüne bile geçebiliyor. Ülkeden ülkeye değişen farklı fiyat poltikalarımız, farklı iletişim ve sunum şekillerimiz ve taktiklerimiz oluyor doğal olarak.

6- Sürekli seyahat etmek nasıl bir duygu?

Bence insanın doğuştan seyahat etmeyi sever olması lazım. Sabah 9 aksam 6 ;işten eve evden işe, monoton bir işi tercih edenler de vardır mutlaka.Seyehat etmek benim işimin önemli bir parçası ve ben özel hayatımda da seyehat etmeyi çok sevdiğim için kendimi bu anlamda çok şanslı görüyorum. Ama tabiki seyehat etmenin zorlukları da var. Aile, çocuklar ihmal edilebiliyor , düzenli bir ev hayatı olmayabiliyor, yakın çevrenizde olan bazı önemli olayları kaçırabiliyorsunuz. Ancak ben yine de sevdiklerimizle çok zaman geçirmektense kaliteli zaman geçirmenin daha önemli olduğuna inanıyorum.Üstelik çalışma hayatınız olduğunda çok seyehat etmeseniz bile özel zamanınız kısıtlı oluyor genelde..Bunun dışında uçakla seyehat etmenin son yıllarda güvenlik nedeni ile külfeti arttı ama yine de zaman ve güvenlik açısından ben uçmayı her zaman tercih ediyorum.


7- Zamanını yönetme konusunda özel bir sistemin var mı? Hobin var mı ? Haftada kaç gün spor yapıyorsun?

Evet var. 3-6 aylık, haftalık ve günlük programlar yaparım. Ana hatları işim oluşturur, seyahatler, randevular, fuarlar vs. Daha sonra özel iş ve hobilerimi de aralara serpiştiririm.Gecmiş tecrubelerimden ol usturdugum bir el rehberim var , her defasında herseyi en bastan planlamak yerine mevcut notlarımdan faydalanırım. Çok not alırım, dolayısı ile unuttum ya da atladım kelimeleri benim hayatımda hemen hemen hiç yok gibidir.

Düzenli olarak sabahları yüzüyorum. Bahçe işleri, yemek yapmak , müzik ve dans diğer hobilerim. Sinema,tiyatro, konserlere de gitmeye çalışıyorum, ya da eve alarak veya internetten takip ediyorum. Arkadaşlarla bu tür organizasyonları yapmak da hoşuma gidiyor. Ayrıca internette vakit geçirmeyi de seviyorum, iş ve iş dışı konularda hatta hiç bilmediğim konularda bilgi edinmek de hoşuma gidiyor. Bilimsel ve teknik yenilikler de ilgimi çekiyor.


8- İhracat yaparak satmak, iç pazara satmak arasında ne gibi farklar var?

İç piyasada hiç çalışmadım ancak aklıma ilk gelen en önemli fark, iç piyasada bölgesel farklılıklar olsa da tek bir ülkeye satıs yapıyorsunuz. Politik ve ekonomik dalgalanmalar ya da doğal afet vs oldugunda herkes aynı şekilde etkileniyor. Yurtdışı satışta birbirinden farklı sosyo-ekonomik yapısı olan ülkelerle iş yapıyorsunuz.Bir taraf da iç savaş çıkabiliyor, diğer daha tarafta bankacılık sistemi çökebiliyor. Her ülkenin değişik yapısı değişik riskleri var.Bir de ne kadar aşına olsak da hiç bir ülkenin kültürüne, diline kendi ülkemiz kadar hakim olamayız. Yeni bir pazara girdiğinizde bu da bazen sorun olabiliyor.

9- Sürekli uçuyorsun, yeni ülkeler, oteller, yeni insanlar.. Nasıl hissediyorsun?

Ben yapı olarak seviyorum yeni insanları tanımayı, yeni yerler görmeyi, yeni birşeyler öğrenmeyi..Ama yukarıda da bahsettiğim gibi herkes böyle düşünmeyebilir, ben o anlamda böyle bir işe sahip olduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Bir de nereye gidersek gidelim, evimize dönmenin ve dönüşlerde evimizde vakit geçirmenin de keyfi başka oluyor. Basit gorünen keyifler bile daha kıymetli oluyor.

10- İhracat konusunda yeni iş kuracaklara ne tavsiye ederdin?

Günümüzde iş kurarken iyi bir çevreye sahip olmanın önemi çok. Ayrıca çıkara dayalı lişkilerin çok olduğu da bir gerçek ama buna rağmen ben genel anlamda ‘doğru zamanda doğru yerde olmak’ deyiminin başarılı olmanın arkasında yatan önemli bir faktör olduğunu düşünüyorum. Dolayısı ile ihracat olsun başka bir iş olsun , herşeyden önce iyi bir projeksiyon yaparak , dünyadaki üretim-tüketim dengelerini, ülkelerarası anlaşmaları ve politik-ekonomik tüm göstergeleri dikkate alarak orta-uzun vadede kalıcı olabilecek bir konu seçilmelidir. Bir de ben şahsen bir satıcı ya da pazarlamacının inandığı bir konu ya da malzemeyi satmasından yanayım. İnsanın başta kendisi yaptığı şeye inanır ve severse başarılı olmasının daha mümkün olacağını düşünüyorum. Tabii herşeyden önce kişinin kendisi için de bir projeksiyon yapması önemli. Ben ne yapmak istiyorum ; beş sene sonra nerede olmak isterim; On sene sonra nerede olmak ve ne yapmak isterim vb.

11- Dünyada seni en çok etkileyen iş adamı/kadını kim oldu? Neden?

Başarı öyküsü olan insanlar beni etkiler genelde. Bu arada başarılı olmak nedir o da ayrı bir konu tabii. Yaptığı işte çok para kazanıp lüks bir hayat sürmek bugün pek çok genç insanın birincil amacı..ama bunu yaptığı halde hala tatminsiz hala arayış içinde olan insanlar da var..

Benim gözümde sınırlı imkanlara birşeyler yapabilen biri başarılıdır, kendisine verileni birkaç adım öteye götüren başarılıdır; kazandıklarının bir kısmı ile sosyal sorumluluk projelerine imza atan başarılıdır; iyi bir aile hayatına sahip, hayırlı evlatlar yetiştiren huzurlu insanlar başarılıdır, yaptıklarıyla geniş kitlelere hitab edebilen başarılıdır; kimsenin düşünmediğini ya da yapmadığını yapabilen başarılıdır.

Ali Sabancı’yı başarılı buluyorum, kısa zamanda havayolu işinde yaptıgı ataklarla..Gülse Birsel’ i başarılı buluyorum, gerek yazdığı senaryolarla ve gerekse kitaplarıyla çok geniş kitlelere hitap etmesi ile; Pianist ve kompozitör Yiruma’yı beğeniyorum, romantizme getirdiği farklı yorumla; Dice&Kayek ve Bora Aksu’yu beğeniyorum; kendi imkanları ile dünyaca tanınır olmalarıyla.. Facebook’un yaratıcılarını çok beğeniyorum, böyle bir fikri geliştirip bu kadar kısa zamanda geniş kitlelere yaydıkları için..Daha sayamadığım birçok isim var böyle

İnsanın sevdiği işi yapması kadar keyifli bir şey var mı! Özlem bana bunu hissettirdi...

Bu hafta sonu Kıbrıs’taydım. Uzun senelerdir göremediğim Batuhan Halim ve sevgili eşi Pırıl Şentürk Halim’i ziyaret etme imkanım oldu. Pırıl günde 10 saat çalışıyor, hem yeni açtığı
“Cake & Chocolate Atelier - Kek ve çukulata atölyesi – www.cake-story.com işletiyor, hem de Internet üzerinden balık ihracatı yapıyor. Batuhan , Pırıl’ı şöyle anlatıyor : “ Günde 10 saat çalışıyor, o kadar keyif alıyor ki hiç yorulmuyor! “

Özlem Doğan’a bana vermiş olduğu değerli bilgiler ve samimi cevaplar için teşekkür ederim.Kendisine kariyerinde başarılar dilerim.

Sevgilerimle,

Taner Özdeş

Comments powered by CComment

Bize Ulaşın

Halim Meriç İş Merkezi Cemal Sururi Cd. No:25/18 Şişli İstanbul

  • dummy0532 255 97 82

E-Bülten

E-posta adresinizi girin, size daha fazla bilgi gönderelim...

Ara