Cafe Susam’ın Hikayesi!

Bundan yıllar önce House Cafe’nin hikayesini yazmıştım. Kader, Cafe Susam’i karşıma çıkardı. Cihangir’e çok gitmem. O nedenle oradaki hayat ve mekanlara biraz uzağımdır..

Bir gün önce Mac ‘de spor yaparken karşılaştığım Burçak’tan Facebook üzerinden bir mail aldım.

Mesajı okuduğumda Burçak’ın enerjisini aldım. Mesajda şöyle yazıyordu: ‘Birkaç gündür çok güzel şeyler oluyor. The Guardian, Cihangir'i dünyanın en yaşanacak 5 yerden biri olarak seçti. Seçmekle kalmadı, Susam’ı da burada tek gidilecek yer olarak yazdı.

Bundan birkaç ay önce de bizi 10 of the best bars in Istanbul olarak seçmişti, ama bunu normal bir listing diye düşünmüştük:) Ancak ellerinde bu haberle akın akın gelen yabancıları görünce bunun aslında önemli bir şey olduğunu anladık.’

Guardian'da çıkan haber linkleri :
http://www.guardian.co.uk/money/2012/jan/20/five-best-places-to-live-in-world
http://www.guardian.co.uk/travel/2011/sep/14/10-best-bars-cafes-istanbul

Benim bunu sosyal medya üzerinden paylaşmamı rica etmişti. Bana bu çok ilginç geldi ve kendisi ile röportaj yapmayı teklif ettim. Kabul etti.

Bir pazar sabahı, Cihangir’in o gizemli enerjisi içinde Susam Cafe’ye ulaştım. Saat 10.30’da her yer dolmuştu. Burçak oradan oraya koşturuyordu. Her zaman inanmışımdır, bir mekanın sahibinin enerjisi neyse, çalışanlarının ve mekanın enerjisi de odur. Mutfak ve servis birbirinden ayrı, mükemmel bir uyum içinde çalışıyor. Burçak da bana göre iyi bir orkestra şefi.

Türkiye’de işsiz kalan, emekli olan veya zengin olan herkesin ilk isteği bir Cafe açmaktır. Burçak ile konuştuktan sonra bu fikirden caydım diyebilirim.

Burçak’ın en sevmediği cümle ‘emekli olunca cafe açacağım’. Bu kadar zor ve detaylı bir işi insanların bu kadar basite indirmesi, sadece çok azınlıkta olanların başarılı olmasının ana sebebidir.

Cafecilik işi dünyanın en detaylı, fedakarlık isteyen işi.

Burçak 16 yaşında üniversite okumaya İzmir’e gidiyor. Kariyerine henüz okurken 19 yaşında bir reklam ajansında metin yazarı olarak başlıyor. Bir sene sonra bu şirketin kardeş kuruluşu olan bir baskı öncesi hazırlık şirketinde design koordinatörü oluveriyor. Oluveriyor diyorum çünkü çok önemli bir günde bu görevde çalışan kişi istifa edip çıkıp gidiyor ve yurtdışı görüşmelerini yürütebilecek tek kişi o anda Burçak olduğu için acilen bu pozisyona alıyorlar. Bir sene de bu görevde çalıştıktan sonra bu şirketin en büyük müşterisi olan Tetra Pak’tan aldığı teklif ile buraya geçiyor ve 22 ülke kendisine bağlanıyor. ‘Çok koşturmacalıydı’ diyor o günleri anlatırken. ‘Normal mesaiye ek olarak Arap müşteriler yüzünden cumartesi pazar dahil her gün çalışıyordum. Baskı onayı diye bir şey vardı, nerede olursan ol, ilk baskıda fabrikada olmak gerekiyordu. Gece 3-4, sabah akşam, müşteri yemekleri, seyahatler derken kazandığım parayı harcayacak vakit olmuyordu!’

Derken bir gün İstanbul‘da yaşayan eniştesinden bir teklif geliyor. O tarihte halen Cihangir’in popüler cafesi olan Smyrna‘yı eniştesinin ablası işletiyor. Şu anda Susam Cafe, uzun bir süre boş olarak tutulduktan sonra Smyrna’nın sahibi tarafından pastane olarak işletmeye açılmış. Buraya eniştesi talip olmuş ancak hep beraber düşündüklerinde Burçak’ın mutlaka bu işe ortak olması gerektiğine karar verip teklif etmişler. Burçak hiç düşünmeden ‘Bu yaşta risk almazsam ne zaman alacağım’ deyip, teklifi kabul etmiş. ‘Tetra Pak’ta çalışma koşulları o kadar iyiydi ki onca yıldır kendi isteğiyle işten ayrılan bir tek ben vardım herhalde’ diyor ve ekliyor: ‘İsveç firmasında çalışmak çok öğretici oldu benim için. Bence herkes erken yaşlarda bir İsveç tedrisatından geçmeli!’ Tetra Pak’tan ayrılırken yerine aynı sektörde bir başka firmanın genel müdürü getirilmiş.

‘Babamın maceralı iş yaşamı sebebiyle ticaretten hep korktum. Kendime asla tüccar olmayacağım derdim. Ama dönüp dolaşıp üstelik çok erken yaşta kendi işimi kurdum iyi mi?’ diyor gülerek. Benim için para özgürlük anlamına geliyor, ama harcamaya bile zaman bulamadığın paranın bir anlamı yok. Bu işte çalışma saatleri her ne kadar uzun olsa da ekibini oturttuktan sonra kendi zamanınızı planlama şansınız oluyor.’

Susam Cafe pastane olarak faaliyete geçiyor. İlk 1-2 sene işler pek de iyi gitmiyor. O zamanlar hem Cihangir çok tenha, hem için şeklinden ötürü çalışma saatleri kısa. Şimdi kapanış saati gece 2 iken o zamanlar 7 dedi mi kesiliyor müşteri. İçki ruhsatı lazım çalışma saatlerini uzatmak için. Ruhsatı almak tam 6 ayına mal oluyor. Her gün belediyeye gidiyor. ‘Kürklü botla girdiğim belediyeden parmak arası terlikle çıktım diyor. En sonunda alıyor. Ve mekan cafe/bar’a çevriliyor.
Burçak anlatıyor: ‘Uzmanı olduğum bir işten sonra hiç bilmediğin bir işe başlamak benim için çok zor oldu. İlk 3 ay kimse bir şey sormasın diye bilgisayarın arkasına saklanıp insanları izledim. Biri bana merhaba diyecek diye ödüm kopuyordu. Günde 14-17 saat, haftada 7 gün çalışıyordum. İlk zamanlar ortağım da, ben de eleman yetersizliğinden sürekli servise çıkıyor, bulaşık yıkıyorduk. Öyle ki bir ara bulaşık makinesinin buharından cildim pırıl pırıl olmuştu! Bar/cafe açmak isteyenler bence bir kere daha düşünsünler. Bu işi yapmak maalesef göründüğü kadar kolay değil! Müşterileriniz sizi mekanda mutlu mutlu takılıyor sanırken sizin aklınızdan binlerce şeyle meşhul oluyor ancak çaktırmamaya çalışıyorsunuz. Çünkü onlar sizin, mekanın pozitif enerjisine geliyor.’

Kendisine vizyon kazandırmak için Londra’daki pubları, barları geziyor. Dönüşünde ortağıyla (İslam) birlikte pastaneyi bara dönüştürmeye karar veriyorlar. Bar fark edilsin diye camın önüne koyuyor. Duvarları koyu renge boyatıyor. ‘Duvara ilk koyu boya sürüldüğünde İslam’ın resmen kalbi sıkıştı. Kolay değil, dükkanı şekerci dükkanından kopkoyu bir bara dönüştürüyorduk ve durumumuz öyle pek de risk almaya müsait değildi.’

Susam’ın popüler olması cuma ve cumartesi geceleri düzenlenen partileri sayesinde oluyor. ‘Biz bu partilere en başta bar tutsun diye bir nevi zorunluluktan başladık. Mekanın hızlıca dönüşmesi lazımdı. Ancak mekanı müşteriler sahiplenince, sizi isteklerine göre yönlendiriyorlar. Yeter ki sen dinle. İnsanlar kendi sinerjilerini kendileri sağlıyor, ortamını yaratıyor. Sonuçta orada o müşteri için bulunuyorsun. Bizim o zamanki partilerde müşteriler hem barmenlik, hem Djlik yapıyor hem de dans edip eğleniyordu. Hatta bazı geceleri bile kendileri düzenleyip tanıtıyorlardı.’ Bu zamanları mekanın facebook grubundaki fotoğraflardan görebiliyordum. Aslında Burçak ile kahvaltı ederken, bana anlatırken tüm hikayesi gözümün önünden geçiyordu. Bu tempo ve çılgın partiler 2 sene sürmüş. Mekanın partileri kulaktan kulağa yayılmış ve gittikçe daha kalabalık hale gelmiş. Bar projesi böylece tutmuş. ‘Ama biz parti yapmaktan sıkıldık, yorulduk bir noktada’ diyor. Mekan yeterince tutunca, artık kendilerini tekrar ettiklerini düşünüp son vermişler bu gecelere.

‘O zamanlar İstanbul Life, Time Out İstanbul gibi listing yapan bütün dergiler bizi haber yapmak istiyordu. Biz kabul etmiyorduk. Hala hazır değildik bence çünkü. İyi reklam kötü malı çabuk batırır diye bir deyiş vardır. Ben hep buna inandım.’ diyor.
‘Biz müşterimize müteşekkiriz. Ben bu işte bildiğim her şeyi müşteriden öğrendim. Müşteriler bizi eğitti. Güzel bir makarna, gerçek bir kahve yapmak için bir İtalyan müşterinin tavsiyesinden daha kıymetli hiçbir şey olamaz.’ diye ekliyor. ‘Hatta pastane olarak çalışırken, biz burada şarap da içebilmek istiyoruz diyenler yine müşterilerimiz.’

Burçak ile bir yandan sohbet ederken, bir yandan da kahvaltı ediyordum. Menemen ve sade kruvasan söylemiştim. İkisi de birbirinden lezzetli. Susam’da bir evin salonunda yemek yiyormuş havasında bir samimiyet var. Gelen müşterilerden bazıları, Burçak’ın yanına gelip ‘Merhaba. Nasılsın?’ deyip yanağından öpüyorlar. Burçak yaşından ufak duruyor. Onun patron olduğunu anlamak mümkün değil.

Susam Cafe’nin bir başka özelliği mekanı kendi ofisleri gibi kullanan gündüz müşterileri. Örneğin Dot Tiyatrosu yıllar önce bu cafede kurulmuş. O zamanlar Dot Tiyatrosu’nun bir ofisi olmadığı için proje esnasındaki tüm toplantılar bu mekanda yapiliyor. Yine Ezel dizisi burada yazıldığı için gazetelerde yer almış. Bu haberin üzerine siyah takım elbiseli adamların gelip Ezel abiyi nerde buluruz abla diye sorduğunu söylüyor Burçak. Şaşırıp kalmışlar. Şimdiye kadar iki romanda ismiyle ve mekanıyla konu olmuş Susam. Şimdilerde de Cihangir hayatını konu alan Yalan Dünya dizisinde yer alan cafede mekanın esintilerini görmek mümkün. Burçak Susam’da üretilen projelerin mekanın enerjisini yükselttiğini düşünüyor.

Hem en iyi ev tipi mekan, hem de laptop ile gidilebilecek en iyi mekanlar arasında gösterilen Susam, hafta sonları günde 300-400 müşteri ağırlıyor. İşler tam iyi giderken 4 Ağustos 2011 gece yarısı ansızın Beyoğlu Belediyesi’nin aldığı bir kararla Beyoğlu’nun büyük kısmında yapılan uygulama kapsamında masa ve sandalyeleri kaldırılıyor. Sigara yasağı üzerine bir de masaların dışarı mekanda yasaklanması Susam’ın tadını kaçırıyor. Bu olaylar yüzünden yüzde seksen iş kaybı yaşadık diyor Burçak. Kendimize gelmemiz sekiz ayımızı aldı.’ Guardian haberi bunun arkasından ilaç gibi geliyor. ‘Riski dağıtmak lazım. Şimdiye kadar birçok yatırımcının büyüme teklifini geri çevirdik. Biraz fazla mütevazi davrandık korkarım. Ancak artık hazırız, büyüyebiliriz’ diyor.

İşte bunlar kafasından geçerken İngiliz Guardian’da iki kere, Hürriyet ve diğer gazetelerde de birçok listede yer alınca, güveni ve morali yerine geliyor. Susam Cafe’yi bir insana benzettim, inişleri ve çıkışları olan bir insan.

Burçak’a başarısının sırrını soruyorum. ‘İşini doğru yapmak. İşini doğru yaparsan ve bu yaptığını bir kişi bile görürse, o kişi başkalarına söyler. Bence bu işte en önemli tanıtım bu. Word to mouth (Ağızdan Ağıza pazarlama). Ve tabii ki sebat etmek.’

‘Neden bu işi yapmaya devam ediyorsun ?’ diye soruyorum. ‘İnsanlara dokunabilmek hoşuma gidiyor. Alaylı bir psikolog gibi çalışıyoruz burada!’

Sürekli gezerek ve seyahat ederek kendini geliştirmeye çalışan Burçak, ‘Hizmet etmek için, hizmet almayı bilmek lazım, bu yüzden elimden geldiğince dünyanın her yerinde mekan geziyorum“ diyerek sohbetimizi tamamlıyoruz.

Yavaş yavaş şirketlerin özel etkinlikleri için otel yerine bu tarz cafeleri seçmeye başladığını söylüyor Burçak. Kısaca, Cihangir’de dışarıdan ev tarzında sıcak, samimi bir cafe diye baktığınız bir iş mekanı, hikayeleri, mücadeleleri, müşterileri, çalışanları ile tam bir macera.

Burçak ise çekingenim diyor, ama tam bir savaşçı bana göre. İşini seviyor, inanıyor, bu işi artık çok iyi öğrenmiş. Müşterileri ile bütünleşmiş.

Umarım önümüzdeki günlerde hayat ona bazı sürprizler yapar. Kendisine bana ayırdığı zaman ve verdiği değerli bilgiler için çok teşekkür ederim.

Sevgilerimle,

Taner Özdeş

 

Comments powered by CComment

Bize Ulaşın

Halim Meriç İş Merkezi Cemal Sururi Cd. No:25/18 Şişli İstanbul

  • dummy0532 255 97 82

E-Bülten

E-posta adresinizi girin, size daha fazla bilgi gönderelim...

Ara