Kenya ve Zanzibar Seyahatim!

Uzun zamandır Afrika’da “Safari “yapmanın hayalini kuruyordum. Sevgili Yonca Ertem’in organize etiği seyahat programı ile Afrika’ya gitmeyi düşünmeden kabul ettim. Daha önce iş seyahatim sebebiyle Cape Town’a gitmiştim, ancak istediğimi bulamamıştım. Seyahatten bir ay kadar önce aşı olmanız gerekmekte ve seyahat esnasında bazı koruyucu haplar almanız gerekir. En önemli sorun sinekler. Bazıları öldürücü olabiliyorlar.. Bütün bunlar insanı biraz tedirgin ediyor. Yanımıza toprak renkli kıyafetler almamız söylendi. Hayvanlar jeepleri hareket eden hayvan sanıyorlar, çok renkli giyinirseniz sizi fark edebilir ve saldırabilirler diye bize bilgi verildi. Aramızda bunu abartanlar oldu.


Afrika seyahatimizi ikiye böldük; Kenya’da Safari ve Tanzanya Zanzibar adasında kumsal ve deniz ağırlıklı lüks bir tatil köyünde (resort) kalmak. 22 Ekim akşamı THY ile Nairobi’ye (saat 2.35’ de) varıp bir gece konakladıktan sonra, oradan da ertesi gün Air Kenya ile Masai Mara’ya uçtuk. Kenya’da ufak uçaklar - bizdeki otobüs gibi - her yerde duruyorlar. Havalimanları bildiğimiz havalimanlarından çok uzak. Pist yok, yeşil alan veya toprak pistler var.Afrika, Avrupa’nın güneyinde Atlas Okyanusu’nun doğusunda Hint Okyanusu’nun batısında ve Antartika’nın kuzeyinde bulunan bir kıtadır. Afrika adı, Romalılarca Afrikani denilen oymakların adından esinlenerek verilmiştir.

Masai Mara’da uçmayı beklerken bizden daha önce gelen Ayşegül’ler beni Air Kenya ‘nın CEO’su ile tanıştırdılar. Az konuşan ve bir imparatorluğa sahip işadami ile resim çektirdik. Çok konuşmadığı için fazla sohbet etme şansım olmadı.

Uçak havalanlandıktan sonra doğanın içinde olmanın verdiği huzuru ve sessizliği hemen hissediyorsunuz. Bundan sonra sadece hisleriniz ile hareket ediyorsunuz. Zaman duruyor ..

Masai Mara, muhteşem bir koruma alanı olarak tanımlanabilir; adını yaşam koşullarını binlerce yıldır değiştirmemiş Masailerden alır. Mara ise bölgenin içinden geçen en büyük nehre verilen addır.

Masailer, doğu Afrika’nın en çok bilinen yari-göçer kabilesidir. Savaççı olarak bilinmelerine karşın, günümüzde hayvancılıkla geçiren Masailer için büyük baş hayvanları çok önemlidir.


Kaldığımız otel Masai Mara, National Reserve içinde Mara Serena Safari Lodge - http://www.serenahotels.com/- bölgeye uygun bir oteldi. Tabiatın içinde olması otelin konumu sabah güneşin doğuşunu seyretme imkani vermesi, güleryüzlü personeli ile çok doğru bir seçimdi. Otelin kapısında bizi iki metre byunda ve oldukça iri siyah çalışanlar karşıladı. Siyahlarin ten rengi benim Amerika’da gördüğümden çok daha kara . Ama açıkcası hemen alışıyorsunuz.

En çok dikkatimi çeken onların dilinde “Jambo”demeleri. Jambo demek, bizim dilimizdeki merhaba anlamında. Bunu gülerek söyleyebilmeleri ise daha da güzel !

Kaldığımız oda doğanin içinde idi. Sinek en önemli problem. Sıtma tehlikesi ve öldürücü olması insanı biraz tedirgin ediyor. Odaların etrafında maymunlar mevcuttu. Bunlar saldırgan olabiliyorlar.


Ertesi sabah erkenden kalktık ve ilk Safari maceramız başklamak üzereydi.. National Park, hemen otelin yanındaydi ve Safari bu parkın içinde yapılabiliyordu. Toplam 1510 km2 . Safari için en doğru mevsim Temmuz. Ekim ayı sonunda da bitiyor. Ne kadar geç giderseniz, bu Büyük Beş’i (Big Five) görme şansınız o kadar riske giriyor. Emre Ertem'in Safari'miz sırasında kamerasindan çekilmiş Büyük beş resimlerini paylaşıyorum . Gergedan'a rastlayamadık :


Safari, Kswahili dilinde "uzun seyahat" anlamına geliyor. Eskiden (19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başları) daha çok, Ernest Hemingway, Theodore Roosvelt gibi ünlüler tarafından meşhur edilen uzun süreli av gezileri için kullanılıyorsa da, son zamanlarda -neyse ki- yanlızca turistler için ulusal parklar ya da koruma alanlarında gerçekleştirilen "yaban hayatını izleme turları" için kullanılmakta.


En çok rastlanan hayvanlar wildebeest (öküz başlı Güney Afrika antilopu) ve zebra.


Göç esnasında bu hayvanlardan milyonlarca göç ediyorlar. Bu hayvanlar aslan, çita ve leopar için yemek anlamına geliyor. Hayvanları izlemek için en iyi zaman güneş doğuşu ve batışı.


Bunun dışında Mara nehri boyunca en öldürücü ve insan için en tehlikeli hippos (suaygırı) ve crocodiles (timsah) da görmek mümkün ..

Hayvanlar tarafından fark edilmemenin sırrı yıkanmamak veya sabun/parfüm kullanmamak . Bufalo insanı 5 km’den fark edebiliyor. Gergedan cinsel anlamda en güçlü hayvan ( performansı 40 dk sürüyor). O nedenle gergedan boynuzundan güçlendirici tozlar yapıp satmak yaygın..

Zebra’ların da en önemli özelliği hiçbir üzerinde bulunan çizgilerinin birbirine benzemesi , bu da onları etobur hayvanlar tarafindan avlanmalarını zorlaştıran koruyucu bir özellik ..

Safari’nin en önemli hedefi avlanabilecek en tehlikeli ve heyecan verici (Big 5 ) bu büyük beşli hayvanını görebilmek . Bu hayvanlar sırasıyla Aslan, Fil, Leopar, Bufalo ve Gergedan . Ama “büyük” sıfatını ebatlarından dolayı değil, saldırganlıklarından ve yakalanmalarının zor oluşundan alıyorlar.. En görkemli hayvan "Aslan" o nedenle çektiğimiz resimleri paylaşıyorum. Bu resimleri çekmek için 2 gün dolaştık. Gergedan'a tüm uğraşımıza rağmen rastlayamadık.


Saldırganlığı da şöyle açıklıyorlar; bu hayvanlardan biri sizi uzaktan gördüğünde tamamen saldırmak amacıyla size doğru gelebilirler. Oysa diğer bir çok hayvan insan gördüğünde tam aksini yapıp, kaçar. Yani bunlar saldırganlıkta ilk 5 e giren safari hayvanları . Bu konuda biz deneyim yaşayamadık ancak ben sizler için Internetten bulduğum aslan ‘ın bufalo’ya saldiri belgeselini paylaşıyorum : http://www.belgeselizle.org/belgeseller/Kenya-da-Aslanlar-Bufalo-Avinda-1505.html

En çok ceylana rastlıyorsunuz ; çeşit çeşit (antilop, impala, kudu, wildebeast, waterbuck...) . Bunları görmek bir süre sonra size zevk vermiyor. Amaçınız hep büyük beşli görmek veya Aslan ve Leopar’in avlanirken seyretmek . Zürafa, Fil ve Zebra’lara da sıkça rastlıyorsunuz . Bu hayvanlar ot ile besleniyor ve insanlara zarar vermiyorlar..

Cip içinde çoğu zaman etrafı görmek için arabanın üstünün açık olması sebebiyle ayakta doğayı seyrediyorsunuz. Arabadan dışarı atılacak tek bir adım tüm kaderinizi değiştirebilir . Bulutları seyretmek bana büyük keyif verdi.. Doğanın sesizliği, şemsiye ağacı dışında tek bir ağaç olmaması, güneş ve toprak. Uçsuz buçaksız gibi duran doğanın içinde ordan oraya gidiyoruz. Tüm Safariciler haberleşerek hayvan gördüklerinde birbirlerine haber veriyorlar. Zebra, öküz başlı Güney Afrika antilopu bunlar etobur aslan, leopar ve kaplanların beslenmek amacıyla bir yerde hizmet ediyorlar.

Mara’daki günlerimizde bizi en çok etkileyen aslanlar oldu. Gerçekten muhteşemdiler. Çeşitli zamanlarda ve yerlerde pek çok bireyle karşılaştık. Genellikle gruplar halinde bulunuyorlardı. İlk kez bulundukları yeri telsizden öğrenip, oraya gittiğimizde tam bir hayal kırıklığı yaşadık. Yüksek otların arasında tembel tembel yatan 2-3 aslan. Ne fotoğraf çekebiliyor, ne de doğru dürüst görebiliyorduk..


Ertesi gün bizim için oldukça ilginç bir gün olacaktı. Mara kabilesini ziyaret edecektik. Sadece 110 kişin yaşadığı bu kabilenin yaşadığı yeri gezebilmek için adam başı 100€uro vermek zorunda kaldık. Afrika’da kabilede şef olmak için aslan öldürmek şart. Kabiledeki erkekler aslan öldürdükten sonra birçok kız arkadaşa sahip olabilir ama 30 yaşına kadar evlenemezler. Erkekler aslan avlamak için evlerinden ayrılıp uzun bir süre ormanlara gidiyorlar. Çoğu ölüyor. Buna rağmen bu gelenek devam ediyor. Dünyanın en iyi koşucuları Kenya’dan çıkıyorlar; en önemli sebebi okula giden çocukların günde 20-40 km koşmak zorunda kalmaları . Bu da günde 1.5 saat koşmaları anlamına geliyor. Mara kabilesi oldukça gururlu bir kabile , kendilerini çok beğeniyorlar. Afrika’da 40’ın üzerinde kabile mevcut.


Moranlar (savaşçı genç erkekler) tarafından "kim en yükseğe sıçrar" temalı danslarında, gruptaki her erkek diğerlerinden daha yükseğe sıçramaya çalışarak sahip olduğu dayanıklılık ve çeviklik konusunda yeteneklerini ispat etmeye uğraşır..

Masai Mara 'lılarla zıplamam :http://www.dailymotion.com/video/xwm9wx_masai-mara-kabilesi-ile-dansym-2_travel

Büyük şef ve oğlu bizi çoşku ile karşıladı. Paramızı aldıktan sonra bir süre sohbet ettik. Sonra geleneksel zıplama danslarını seyrettik, tabii ki ben de kaçırmadım ve ekteki videodaki görüntülerimi seyredebilirsiniz. O kadar güzel yükseliyorlar ki, bir süre izledikten sonra bende kendime göre oldukça yükseklere zıpladim. Sonra yaşadıkları 12 m2 evleri gösterdiler. Nasıl bu evlerde yaşıyorlar ? Daha sonra bize nasıl tahtalarla ateş yaktıklarını gösterdiler. Sonra da kurulmuş olan alanda alışveriş yaptık: her türlü heykel, süs eşyası, bilezik ve kolyeler. Pazarlığa tabii bir alışveriş. Çok sorun çıkarsa şef gelip size pazarlık konusunda yardımcı oluyor.


Masai Mara’daki son günümüzde tenteli kampımıza “ Sanctuay Olanana “ safari yaparak ulaştık. Burası tam bir cennet: http://www.sanctuaryretreats.com/kenya-camps-olonana . Çadırlar o kadar lüks yapılmış ki . Aldığınız sıra dışı hizmet ile kendinizi rüyada zannediyorsunuz . Akşam yemekten sonra tentelerimize çekildik. Yattığımız yerin hemen yanında nehirde suaygırları ve timsahlar olmasına rağmen elektrik teller ile kaldığımız yer çevrili olduğu için güvenli bir şekilde uyuyabildik. Sabah 6.30 da hizmetkarlar kahvenizi getiriyorlar. Güneş, doğa ve sessiz ortam insanı nasıl da dinlendiriyor. Zaman kavramı ortadan kalkıyor .


Gün boyu safari yaptıktan sonra akşam bizim için özel yakılmış ateşte keyifle içkimizi içerken yerliler ile tüm akşam sohbet ettik .. Bu son akşamımızdı ve ertesi gün Nairobi’ye uçacaktık .


Safari şöyle özetlenebilir: “ Doğa, toprak, gökyüzü, bulutlar ve hertürlü hayvanın uyum içinde yaşadığı kendi kanunlarının olduğu bir rüya ... Huzur ve sessizlik her yerde mevcut, hayvanlar ise sanki siz orada yoksunuz gibi dolaşıyorlar, ot yiyiyorlar. Tehlikeli bir şey başımıza gelmedi. Sadece bir keresinde yalnız dolaşan bir erkek fil arabamıza doğru yöneldi. Son dakikada şöförümüz usta bir manevra ile bizi uzaklaştırdı .Görmüş olduğumuz aslan, çita, suaygırı, timsah oldukça sakinlerdi . Bu konuda beklediğimiz heyecanı yaşayamadık . “


Nairobi’de hepimizin bildiği Out Of Afrika filminin çekildiği eve gittik. Karen Blixen çarpıcı hikayesi ve harika bir bahçe içindeki evi oldukça görkemli:
www.karenblixencoffeegarden.com

Karen Blixen, adı geçen filme kaynak olan aynı isimli kitabın yazarı Danimarkalı Isak Dinesen'in gerçek adı. 1914 yılında evlendiği ve aynı zamanda kuzeni olan Baron Bror von Blixen-Finecke ile Kenya'ya gelip bir kahve çiftliği kuruyor. Ancak Baron'un kahve yetiştirmekten daha önemli işlerle meşgul olması sonucu kaptığı frengi, Karen'in hayatının kalan kısmına yalnız ve hastalıkla boğuşarak devam etmesine neden oluyor. 1. Dünya Savaşı sonrası dünyada yaşanan kahve krizi nedeniyle bozulan işleri toparlayamayıp, çiftliğe kilit vurduktan sonra Danimarka'ya dönen Karen, hayatına daha başarılı olduğu bir konuda, edebiyat alanında faaliyet göstererek devam ediyor, öldüğü 1962 yılına kadar. Kitaptan esinlenerek çevrilen Benim Afrikam filmine de sahne olan Karen Blixen'in Kenya'daki yaşamını geçirdiği evi, daha sonra Danimarka Hükümeti tarafından, müze haline getirilmek şartı ile Kenya'ya armağan ediliyor. Bizim yemek yediğimiz restoran Tamambo ise, kahve çiftliği alanı içerisinde, Karen Blixen'in evinin yakınında yer alıyor.

Öğleden sonra ise Zürafa merkezini ziyaret ettik ve öksüz zürafalara elimizden yem verdik. Harika bir deneyimdi

Akşamüstü uçağı ile Zanzibar (Tanzaya’ya ) uçtuk . Birleşik Tanzanya Cumhuriyeti Doğu Afrika’da bir ülke. Tanzanya ,1964’te Tanganika ve Zengibar adlı iki bağımsız devletin birleşmesinden meydana gelmiştir. Zanzibar, Şiraz’dan gelen İranlı göçmenler tarafindan kurulmuştur. Adı “ zencilerin sahili anlamindaki Farsça “zangibar”dan gelir . Sırasıyla Portekiz ,Umman Sultanlığı denetimine geçmiştir. 1964 tarihinde ise özerk bölge olarak Tanzanya’ya bağlanmıştır.

En büyük kenti aynı zamanda eski başkent olan Darüsselam'dır. Resmi dili İngilizce ve Swahili'dir. % 60 İslamiyet, ve % 40 Hıristiyanlık dinleri yaygın. Zanzibar ise %95 Müslüman ve %4 Hiristiyan bir ülke. Zanzibar, dünyanin önde gelen baharat üretilerindendir.


Otobüsle otelimize giderken caddelerde elektrik olmasığı dikkatimizi çekti. Günün belli saatlerinde veriliyormuş . Bu sefaletten kaldığımız Diamonds oteline www.diamonds-resorts.com vardık .

Bir yanda fakirlik, diğer yanda dünyanin en güzel kumsallarına sahip olan Zanzibar sahilleri . Kum o kada beyaz ki .. Deniz suyunun rengi ve kum birarada harika bir görüntü veriyor. Çektiğim bazi resimleri paylaşıyorum.


Zanzibar’da 3 gün kaldık , tamamen keyif , deniz mahsülü her türü var ..Istakoz, jumbo karides lezzetli .. Gelgit olayları sebebiyle sahil saat 14.00 den sonra suya karışıyor.
Sabah erken saatlerde ressamlar bir örnek resimlerini sergiliyorlar.

Bu resimler basit ama renk ve şekilleri ile insana enerji veriyor.. Birkaç tane hepimiz satin aldik.

 

 

 

Zanzibar'a gidip de dalmamak olmaz. Bu konuda tecrübeli olan Didem ile birlikte keyifli bir dalış yaptık.

 

. Suyun altinda kendimi iyi hissetmek dışında, daha önce görmediğim birçok balığa rastladım.

Öncesinde özel ders aldım. İlk defa 14 metreye daldim

En son gün Zanzibar merkeze gittik. Tamamen farklı bir ortam. Birkaç lüks otel dışında her tarafta satış yapan satıcılar vardı. Fakat kesinlikle resim çekmemize izin vermiyorlardı. Çünkü adanın yüzde doksanı müslümanlardan oluşuyordu ve yabancıların onların hayatlarını resimlememize karşı çıkıyorlardı. Bağnazlık,kirlilik ve tembellikte, zannediyorum, Arapların etkisi vardı.Fotoğraflarını çekmek isterseniz 1$ ödemeniz gerekli .. Birbirine benzeyen mağazalarda herkes alışveriş yaptı. Süs eşyalari revaçta..Zanzibar’da otel dışında bir aktivite yok sayılabilir .Kafanızı dinlemek ve yüzmek /dalmak için ideal. 3-4 gün üzerinde kalmaya değmez..


En son gün akşamüstü Darüsselam’a ulaştık. 1996 yılına kadar başkent olan Darrüsselam, birçok yönetim binasina sahipliği yapsa da sadece ticaret kenti olma görevini sürdürmekte.

Uçağımız sabah 4.30 da olduğu için şehirdeki en iyi otellerden biri olan Hyatt Regency ‘de akşam yemeği yedik ve otelde sabahın erken saatlerine kadar gazinoda zaman geçirdik.

Kenya , Tanzanya’ya göre daha iyi eğitimli , kendini daha iyi pazarlıyor. Tanzanya doğal kaynak ve doğa açısından daha zengin. Kenya daha önce özgürlüğüne kavuşmuş. Tanzanya, dünyanın en az gelişmiş ülkesiyken, 1980’den beri Tanzanya , aşamalı olarak yeniliklerle tanışmakta.

Benim açımdan bu seyahat tam bir enerji deposu oldu
Sevgili Yonca Ertem’nın ( Jules Verne) harika organizasyonu, otel seçimleri ve her türlü deneyimi yaşayabildiğimiz unutulmaz seyahatlerden biri oldu . Bu seyahati herkese tavsiye ederim .

 

.Afrika’yı kelimelerle anlatmak neredeyse imkansiz o nedenle yazımı birçok resim ve video ile zenginleştirdim .. Kendimde gördüğüm bu ortamda en önemli değişiklik, sabırlı olmam ve acele etmeden doğanın dengesi içinde bu ortamin keyfini çıkarabilmemdi.

Umarım çok emek vererek yazdığım bu seyahat yazısını beğenmişsinizdir...Emre Ertem'e çekmiş olduğu harika resimler için ayrıca teşekkür ederim..

Safari sırasinda çekilen video görüntülerinide paylaşıyorum :

http://www.dailymotion.com/video/xwm685_masai-mara-kabilesi-ile-dansym_travel

Sevgilerimle,

Taner Özdeş

Comments powered by CComment

Bize Ulaşın

Halim Meriç İş Merkezi Cemal Sururi Cd. No:25/18 Şişli İstanbul

  • dummy0532 255 97 82

E-Bülten

E-posta adresinizi girin, size daha fazla bilgi gönderelim...

Ara