Öğrenilmiş Çaresizlik

Özgür Bolat makalesinde söyle yazmış ;

Seminerlerde ailelere soruyorum:

Çocuğunuz için ne istiyorsunuz?

En çok aldığım yanıt ne biliyor musunuz?

“Güzel bir işi ve ele muhtaç olmayacak kadar parası olsun.”

Şu tür cümleleri çok az duyuyorum: kendinin ve potansiyelinin farkında olsun, anlamlı bir yaşam sürsün, güçlü evrensel ve ulusal değerleri olsun ya da topluma hizmet etsin. Neden aileler bu cümleleri kurmuyor?

İnsanın önceki yaşamlarından ve deneyimlerinden kaynaklanan başarısızlık duygusunun, buna dayalı olarak “Ne yaparsam yapayın, koşulları değiştiremem”inancının bireylerin ve toplumların gelişmelerini engelleyen en önemli faktördür.” Emre Kongar bugünkü yazısında yazmış.

İnsanlar kendini çaresiz hissder. Uğraşmaz. Çalışmaz. Mücadele etmez. Hakkını savunmaz. Başına gelenleri olduğu gibi kabul eder. Aciz ve çaresiz hisseder. Toplumda “öğrenilmiş çaresizlik” oluşur.

Yerlere kağıt atılmış bir sokakta yürüyorsunuz. Kağıtlar atık kağıt taşıyan bir kamyonun arkasından düşmüş olabilir. Köpekler çöp tenekelerini devirmiş ve içindeki kağıtları etrafa dağıtmış olabilir. Birileri bu kağıtları rasgele yerlere fırlatmış da olabilir, ki bu hiç de olmayacak bir şey değildir.

Öyleyse siz de çikolatanızın kağıdını yere atıverin. Sokak zaten o kadar pisken bir çikolata kağıdını yere atsanız ne fark eder ki?

Ya da diyelim ki, kendi kendinize sokağın bu kadar pis olmasının çok kötü bir şey olduğunu söylüyorsunuz. Sokakları temizlemenin belediyenin işi olduğunu ve belediyenin işini doğru dürüst yapmadığını düşünüyorsunuz.

Bu örnekte anlatılan iki tavır da çevreye katkıda bulunmanın tersi bir tavırdır. Eğer katkı ilkesini uygularsanız bir şey fark etse de etmese de sokağa kağıt atmazsınız. Herkesin bu ilkeyi uygulaması durumunda bu sokak hem daha temiz olur hem de temizlemesi kolaylaşır. Bir veya birkaç kağıt toplasanız ne çıkar? Sokağın tamamını mı temizleyeceksiniz ? Hayır. Birkaç parça toplayın yeter.

Birkaç kağıt parçasını toplarsanız ne kadar yapıcı olursunuz?

Katkı tavrı ve ilkesini uygulayarak kendi katkı duygunuzu geliştirmenize yardımcı olursunuz. Sokağın temizlenmesine yardımcı olursunuz.

Başkalarına örnek olur, bu davranışınızın yaygınlık kazanmasına öncülük edersiniz.

Evinizin önündeki yolda bir çukur var. Bu çukuru doldurmaya çalışıyorsunuz. Kısa zaman sonra trafikten dolayı çukur tekrar açılıyor. Yine dolduruyorsunuz. Bu gerçek bir katkı mıdır, yoksa zamanınızı boşa harcamak mı? Bunun üç cevabı var. Bir şeylere katkıda bulunma duygunuzu geliştiriyorsunuz. Sürekli olmasa da çukuru en azından bir süreliğine doldurmuş oluyorsunuz. Yaptığınız bu katkıyı iyi bir şekilde ‘’tasarlayabilirsiniz’’. Çukuru doldurmak için daha iyi bir yol bulabilir, sürücüleri uyarmak için bir tabela koyabilir, yerel yönetimi uyarabilirsiniz.

Yapılan katkının küçük de olsa bir katkı olacağını hatırlatmak için, katkının temel ilkesi serçe parmağıyla temsil edilir.

Katkı ilkesine ilişkin en büyük güçlük herkesin, ‘’Elimde bir yetki yok ki, ne yapabilirim?’’ demesidir. Bu, olumsuzluk ve pasifliktir.

‘’İşimi iyi yapmam da çevreme yeterli bir katkıdır,’’ demek de yeterli değildir. Bu tabii ki son derece önemli bir katkıdır, ancak yeterli değildir.

Özgür Bolat’ın yorumu ile yazımı sonlandırmak isterim .
“Türkiye’deki durum yine tam olarak budur. İnsanların birçoğu çaresiz hissettiğinden çocukları için de kazasız belasız bir yaşam istiyor. İşi olsun, parası olsun yeter, diyor. Daha fazlasını istemiyor. Ama böyle mi olmalı?

Bir aile çocuğu için anlamlı bir yaşam istemeli. Kendisinin farkında olan, seçimlerini kendisi yapabilen, inisiyatif alan bir birey istemeli. Çaresizlik bunları istemesini engelliyor. Sonuçta sizce kimler kazanıyor?

Edward de Bono, "Olumlu devrim" kitabında şöyle demiş;
İnsanların, katkıda bulunabilecek zaman ve enerjileri olmalarına rağmen ne yapabileceklerini bilmemelerinden daha kötü bir şey yoktur.

Sevgilerimle,
Taner Özdeş

Comments powered by CComment

Bize Ulaşın

Halim Meriç İş Merkezi Cemal Sururi Cd. No:25/18 Şişli İstanbul

  • dummy0532 255 97 82

E-Bülten

E-posta adresinizi girin, size daha fazla bilgi gönderelim...

Ara